Selamlar KreatifBiri okuyucuları, başlamadan önce bu haftaki yazımda kendi fikirlerimle Liberated: The New Sexual Revolution belgeseli analizlerimi sizlere aktaracağımı belirtmek istiyorum. Kaynakçam bu hafta bu belgesel olacak diyebilirim. İzleyeli uzun zaman olmuştu sizlere daha detaylı anlatabilmek adına bir iki kere daha izledim. Öncelikle izlemeyenler adına kısa bir özet geçmem gerekirse: yazan ve yöneten Benjamin Nolot, Amerikalı gençlerin bahar tatili partilerini ve eğlenme şekillerini kaydediyor kameraya. Cinselliğin yeni boyutunu gözlerimize sokuyor resmen. Olaylar genel itibariyle Panama City Beach’te geçiyor.

Seks ve Erkek

Belgesel bir erkek grubuyla başlıyor. Shayman adında bir çocuk ve onun arkadaş grubuyla. Çocuğun arkadaşları Shayman’a çok değer veriyor grubun lideri gibi bir şey kısacası. Konuşmalarında sürekli Shayman’ın büyük penisli olmasından bahsediyorlar. Big dick energy tanımını fazlasıyla hissediyorsunuz bu videoda. Kuvvetle muhtemel tanıştıklarından bu yana büyük penisli olmasının Shayman’da yarattığı fazlaca ego dışarıya öyle bir yansıyor ki arkadaşları ona sürekli saygı göstermeliymiş ve ondan daha düşük bir özgüvene sahip olmalıymış hissiyatıyla ona yaranmaya çalışıyor. Daha videonun başıyla beraber psikolojik baskı başlıyor böylece. Hepsi arkadaş ancak kendi aralarında dahi cinsel organlarının büyüklüğü yüzünden kimisi kendini daha yüceltiyor kimisi yüceltenlerin yancısı olarak davranıyor.

Geçen gece birlikte oldukları hanımdan bahsettikleri süreç geliyor daha sonra. birbirlerine yarattıkları seks baskısı yüzünden fazlasıyla alaycılar elbette. Yatağa kız atıyorlar, büyük bir başarı göstergesi bu. Shayman dediğimiz arkadaş o gece bakire bir hanımla beraber olmuş yatağındaki kanın fotoğrafını çekerek bunun için dalga geçiyorlar kendi aralarında. Henüz hiç seks yapmamış kadın zorluk derecesinde bir numara onlar için, Shayman bu zorluğu geçtiği için büyük penisi dışında bir kez daha takdirini kazanıyor çok değerli dostlarının…

İkinci sohbet başlıyor sağlam hatun nasıl olur sohbetini döndürdükleri bölüm var burada. Seks sonrası evi en hızlı terk eden, en az duygusallık gösteren kadın onlar için daha harbi kadın oluyormuş. Kadınlar erkeklerden daha hassasmış gibi gereksiz bir algı vardır ya geçmişten günümüze gelen, işte burada da seks sonrası kahvaltı isteyen olursa ya da orada uyumak isteyen olursa gözlerinde çıtkırıldım bireye dönüşüyor.

Seks ve Erkek Bölüm 2

Videonun devamında başka bir çocuk görüyoruz kameramanla beraber etrafı geziyorlar, yine fazlasıyla özgüvenli bir bey. Cinselliğin artık çok gereksiz bir şeye dönüştüğünü söylerek kumsaldaki kızların yanına gidip vücutlarına elliyor, “Benimle dans edin, beni öpün” diyerek kızların yanına gittikten sonra kameralara dönerek işte işlerin artık bu kadar basite indirgendiğini aşk ve benzeri hislerin umursanmadığını dile getiriyor. Belgeselde sürekli hanımlara yaratılan bu baskıyı görüyoruz, erkeğin kadın bedeninde hak sahibi hissetme sorunsalını. Haftaya kadın cinselliğinden bahsederken ele alacağım bu konuyu.

Seksin Erkek Cinselliğinde Yarattığı Baskı ile Liberated Belgeseli Gerçekliği 1

Erkeklik Kavramı Manasızlığı ve Erkek Bekareti

Yine ilk gördüğümüz grubu görüyoruz videonun devamında, erkekliğin ne olduğunu tanımlamaları için. Her erkeğin erkeklik tanımı üzerine ciddi ciddi açıklamalarda bulunması fazlasıyla güldürdü beni. Hakikaten öyle bir kavram varmış izlenimine kapılacak gibi oluyor insan biraz daha izlese. Hepsi de tabi ki bunun açıklamasını kadın kimliğine bağlayarak veriyor, ne kadar çok kızla beraber olursan o kadar çok erkek oluyorsun. Belgeseli izleyen birçok hanım erkeklere karşı büyük bir öfkeye sahip oluyor. Açıkçası buna da anlam veremiyorum. Sadece biyolojik cinsiyetleri yönünden farklılık yaşayan aynı türün bir kısmı varlığını diğeriyle olan cinsel ilişkisine bağlıyor, karşı cinsi de buna sinirleniyor. Halbuki erkek kimliğinin, bireyde yarattığı kendi kimliğini yok sayma ve kişiliğini ötekileştirme etkisiyle ne kadar da kaybolduğunu görmüş olmuyor muyuz karşı cinsleri olarak?

İkinci soruları ise bekaretlerini kaybettikleri dönem oluyor. Çocuklardan bir tanesi 19 yaşında akranlarının fazlasıyla baskısından yorulduğu için öylesine bir cinsel ilişkiye girdiğini söylüyor. Verilen cevapların hepsi de bu eksende birbirini takip ediyor zaten. Akran baskısı, arkadaş baskısı… “Bekaretini koruyorsan yeterince erkek değilsin” düşüncesini öylesine benimsemişler ki olay kendi iradelerinin önüne geçmiş o baskının altında herhangi bir kişiyle öylesine bir birliktelik yaşamaya karar vermişler.

Erkeğin Karşı Taraftan Gelen Seksi Reddetme Durumu

Birçok uzman video sırasında erkeğin karşı taraftan gelen bir seksi reddetme durumunu, hemcinsleri yüzünden göz ardı ettiği kanısında. Robert Jensen adında bir profesör belgeselde başından geçen bir olayı anlatıyor: “Bir çocuğun bana söylediği, durumu çok iyi özetlediğini düşündüğüm bir şeyi aktarayım. Dedi ki okulda kızlarla çıkması için üzerinde baskı varmış. Daha lise birdeydi. Ve buna direniyordu. Zaman zaman kızlar bile yakışıklı olduğunu söyleyip çıkma teklifi ediyormuş ama bu onları istemiyormuş. ”Neden?” diye sordum. Dedi ki “Olabildiğince uzun süre çocuk kalmak istiyorum. Cinsel manada sürekli etkin olmadığım bir yer istiyorum sadece kendime.”

Seksin Erkek Cinselliğinde Yarattığı Baskı ile Liberated Belgeseli Gerçekliği 2

Kısacası erkek bireylerin cinsel uzuvlarını büyüklüğünü saplantı haline getirerek başladıkları bu süreç, (fark ettiyseniz cinsel ilişkideki performanslarından çok cinsel organ büyüklüğü saplantısından bahsettim. Çünkü burada da olay kendi cinslerine gövde gösterisi yapma içgüdüsünden kaynaklandığından asıl özgüven verici ya da küçük düşürücü şey, yaşadıkları cinsel ilişkiden çok cinsel ilişkiye girebildi mi hemcinslerine bunu gösterebildiler mi algısını içten içe taşıyor olmaları. Cinsel ilişki performansı da saplantı yaratacak bir durum değil elbette. Fakat buradan asıl sorunun kendi hemcins gruplarının yarattığı baskının ağırlığı olduğunu göstermek adına iyi bir örnek.) arkadaşları kadar fazla kızla beraber olabiliyorlar mı arkadaşları kadar erkekler mi kaygısıyla daha da büyüyor. Kendi kişiliklerini, değerlerini bastırarak yeterli şovu arkadaşlarının hizmetine sunabiliyorlar mı sorusunu oluşturuyor. Erkek, kadını çevresi etrafında değersizleştirerek kendi iradesini ve özgürlüğünü de yok sayıyor, olmayan bir var olmalıyım” oluşturuyor bu şekilde.

Bu hafta erkeklerin cinsellikte toplum yüzünden kendine yarattığı baskıdan söz ettim. Haftaya kadınlarla devam edeceğim bu analize. Bu anlattıklarım ne hemcinslerime ne karşı cinsime olan bir tepki değil. Bu sorunlar hepimizin sorunları toplumun, çevremizin, en yakın dostlarımızın dahi bize dayattıkları… “Ne kadar duygusuzlaşırsam o kadar güçlü olurum. Fiziksel olarak ne kadar yeterli olursam insanlık da beni öyle kabullenir” algısını bilincimize yerleştirmeye çalışmamızdan. Özetle, her geçen gün cinsel özgürlüğümüzü, irademizi toplumun o rezalet normlarına, ellerimizle sunmaktayız. Ve bu konudaki farkındalığımızı arttırarak kimliğimizi, normların elinden kurtarmamız gerek… Umuyorum bu yazının siz değerli okuyucularıma etkisi olmuştur. Yorumlarınızı ve düşüncelerinizi bekliyor olacağım.

Cinselliği sizin istediğiniz ölçüde, özgürce yaşamanız dileğiyle…