Ses, ses, ses, siz, siz, siz… Sesin siz olduğunuz bir ortamda bulunmak ister miydiniz? Daha önce duydunuz mu bilmem ama bunu ilginç bir şekilde deneyimleyenlerin olduğu söyleniyor. Bu heyecanın merkezi: Orfield Laboratuvarı.  Tüm dış seslerden yalıtılmış bir oda; çalı çıtırtılarından öte eklemlerimizin çıtırdama seslerini işitebileceğimiz sessizlikte bir yer; dağlardaki sular gibi kanın damarlarmızda çağladığını hissedebileceğimiz, kalp atışlarımıza yakınlaşabileceğimiz, seslerin sustuğu bir odada gözlerimiz hareket ederken oluşan sesi keşfetme imkanına erebileceğimiz duvarlar derini bir mekan.

ses

Sessizlik Lütfen! Sessizliğiniz Kaç dB Olsun?

İnsanın duyabileceği en alt sınır 0 dB iken Orfield Laboratuvarındaki ses şiddeti eksi 9,4 dB olarak ölçülmüştür. Bunun başarılabilmesinin ardındaki sır işitme cihazlarını test etmek amacıyla yapılan odanın çıkan sesi emecek şekilde donatılmış olması ve kalın duvarlarıyla dışarıdaki sesin içeri girişine izin vermemesi. İlginin fazla olduğu odada söz konusu durumun neticesi olarak kalan seslerden sıyrılan insan kendini daha yakından seyretmenin imkanını bulabiliyorken yağda, tuzda olduğu gibi sessizlikte de fazla kaçırmamak gerekiyor dedirtecek deneyimler paylaşmış buraya girme imkanı bulan pek çok kişi.

Sessizliği de kararında istemek gerekiyor anlaşılan, 30-60 dB civarı dinlenmek için kafi sanki. Zira odaya girenlerin içinde 30 sn dolmadan çıkışa yönelenlerin olduğu rivayetler arasında. Halüsinasyon, denge kaybı, mide bulantısı, anksiyete gibi yan tesirler de beraberinde. İçerde kalmak konusunda rekor kıranlar da yok değil. İlk rekor 45 dk olarak kayıtlara geçmiş, sonra da bunu aşan kaynak kısmındaki videoda deneyimini paylaşabileceğiniz Derek Muller olmuş yalnızca. Ben de bu odayı deneyimlemek isterdim, ancak rekor kırabileceğimden emin değilim. Var mıdır aramızda kendine güveni olan?

oda

Sessizlik Bize Ne Anlatıyor?

Eksileri görmüş sessizlik, her an bizimle olan ama duyamadığımız sesleri kulağımıza işittirmekle aslında etrafımızdaki seslerin de bizim için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. En güzeli de sesin ve sessizliğin dengesini yakalayabilmek, çünkü sese boğulmanın da anlamı absorbe ettiği bir gerçek. Seslerden sanat çıkaranlar olduğu gibi sessizliği sanata dökenler de var mesela. Bununla ilgili olarak kaynakta yer alan linkten Barış Özcan’ın John Cage’in bestelediği 4’33’’ adlı yapıtı yorumlayışını dinlemenizi tavsiye ederim. Sessizliğin sesleri anlamlandırışı güzel anlatılmış.

Son olarak, sessizlik anlarında bazı sesler bazı seslere öncelik verir, sesi sesten ayırt etmek de yine sessizlikle olur. Orfield Laboratuvarı’na benzer şekilde sessiz bir  ortam yakalayabilmek için inşa edilmiş, hatta eksi 20,6 dB ile sessizlikte liderliğe yükselmiş Microsoft’un odasındaysa ürünlerde en iyi ses kalitesini elde etmek üzere yürütülüyor çalışmalar. Her ne kadar bu kadar sessiz bir ortamda kalmak bünyemiz için alışılmadık olsa da böyle bir yerin farklı yollarla faydalarını görebiliyoruz. Bakış açılarımızda da ses getirecek bir buluş. Her şey zıddıyla kaim ne de olsa.

Kaynak