Şiddet; siyasal, ekonomik ve bireysel bir takım davranışlarda karşımıza çıkmaktadır. Elbette  her dönemde varlığını sürdürebilir. Bu durum birey ve gruplar arasında yaşanılan kavgaların ister bireysel ister kolektif bir davranış olsun  eylemi yapan ya da karşı koyan birey ve grupların düşünsel çevresel ve toplumsal olarak etkilendikleri bilinmektedir. Dolayısıyla günümüz toplumunda buna karşı koymanın en basit yolu da kurallar  yasalar ve hukuk mekanizmasının devreye girmesiyle  sonlandırılmak istenir. Bu durumda şiddet oran olarak azalsa da ortadan kalkmaz. Dolayısıyla bu yazının amacı şiddetin karşısına ‘üretici sevgi’nin olanağı üzerine tartışılacaktır.

sevgi Üretici Sevgi Nedir?

Üretici sevgi kavramı gerçekte ‘sevgi’ diye adlandırılan şeyden farklıdır. ‘Sevgi’ daha çok belirsiz ve kafa karıştırıcı bir sözcüktür. Çünkü nefret edilmeyen her durum karşısında sevgi kavramı kullanılır. Dondurma sevgisinden  en sevilen yemeğe, sempatiden birine âşık oluncaya değin her şeyi kapsamaktadır. Bu bakımdan sevgi belirsizliğini ve basitliğini gösterir. Ama üretici sevgi  bu karmakarışık ve isteklerin tersine çok özgül bir duygudur. Her insanda bir sevme yeteneği bulunduğu halde  bu yeteneğin gerçekleştirilmesi  en güç başarılan işlerden biridir. Çünkü gerçek sevgi, üreticilikten kaynaklanır. Bu üretici sevginin en temel ögeleri ise ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgidir. Dolayısıyla  şiddetin panzeri olarak görülen sevginin taşıyıcıları bu kavramlardır. Kıskançlık, hırs, öfke bunların tümü tutkudur. Sevgi ise zorlama olmadan sadece özgür olduğunda yaşanabilen  insan gücünü somutlayan bir eylemdir. Bu bakımdan sevmek bir eylemdir. Edilgen bir duygu değildir. Bir şeyin içinde olmaktır. Bir şeye kapılmak değildir. En genel biçimiyle sevginin etken yapısı  sevmenin almak değil öncelikle vermek olduğu biçiminde tanımlanabilir. Bu verme olayı insanın kendi hayatından yaşamından tecrübelerinden vermektir ve paylaşmaktır.

sevme

Şiddete Karşı Üretici Sevgi Yaratmak Mümkün Müdür?

Üreticilik kavramı genellikle yaratıcılıkla,  sanatsal ve edebiyat durumlarıyla birleştirilir. Üreticiliğin en bilindik ve inandırıcı temsilcisi gerçek sanatçıdır. Fakat tüm sanatçılar üretici değildir. Genel olarak üreticilik  anlıksal ve duygusal yönden sakatlanmamış olması koşuluyla  her insanın yetenekli ve içindeki potansiyeli gören kişide var olur. Bu durum karşısında  insan, kendi hayatının nesnelerini ve yaşamını kendi özdek güçleri bağlamında kurar. Dolayısıyla insan kendi özdek ve potansiyellerine uygun bir yaşamı kurduğunda, insanlığı dünyayı anlıksal ve duygusal olarak  sevgi ve akıl  aracılığıyla kavrar. İnsanın akıl  gücü sevgi  yaratıcı ya da şiddeti  yüzeyden derinlere geçebilmesini  nesnenin özünü kendisiyle etkin bir ilişki kurarak anlamasını sağlar. Sevgi gücüyse ona kendisini bir başka insandan ayıran duvarı yıkıp aşma ve o insanı kavrama olanağını verir. Karl Marx ise şöyle açıklar: “İnsanı insan olarak düşünün ve onun dünya ile ilişkileri de insan olsun  o zaman sevgiyi sadece sevgiyle  güveni güvenle vs. değiştirebilirsiniz. Eğer sanattan tat almak istiyorsanız  sanatkârca eğitilmiş olmanız gerekir eğer başak insanları etkilemek istiyorsanız  onlar üzerinde gerçekten uyarıcı ve geliştirici etki yapan bir kişi olmalısınız. İnsanlarla ve doğayla olan ilişkiniz, sizin iradenizin nesnesi olan, gerçek bireysel yaşamınızın en net yansıması olmalıdır. Eğer sevginiz sevgi doğurmuyorsa bu sevginizin, sevgi üretmediği anlamını taşır. Eğer seven kişi olarak yaşamınızı ortaya koyuyor ama sevilen bir kişi olamıyorsanız, sevginiz güçsüzdür. Şansızlıktır.’’ Dolayısıyla bir öğretmen öğrencileri tarafından eğitilir ya da tiyatro oyuncusu izleyicileri tarafından başarılı kılınır. Sevginin durumu da öyledir. Bireyler arasında karşılıklı bir ilişki içinde, eleştirel bir yöntemle kurulabilir. Bu bakımdan birey  bu durumları yaşadığı zaman kişilerin birbirine nesne olArtun Ünsal, “Genişletilmiş Bir Şiddet Tipolojisi”, Cogito Dergisi, Sayı: 6-7, (Bahar- Kış, 1996), arak görmeyip, aralarında sıcak bir ilişki kurdukları zaman gerçekleşir.

Kaynakça

Artun Ünsal, “Genişletilmiş Bir Şiddet Tipolojisi”, Cogito Dergisi, Sayı: 6-7, Bahar- Kış, 1996.

Erich Fromm, Sevginin ve Şiddetin Kaynağı, (Çev: Yurdanur Salman- Nalan İçten), Payel Yayıncılık, İstanbul 2008.

Erich Fromm, Sağlıklı Toplum, (Çev: Yurdanur Salman- Zeynep Tanrısever), Payel Yayıncılık, İstanbul 2006.

Erich Fromm, Kendini Savunan İnsan, (Çev: Necla Arat), Say Yayınları, İstanbul 2002.