Araştırmacılar, sağlıklı yetişkinler üzerinde yapılan ve Neuroscience dergisinde yayınlanan yeni bir çalışmaya göre, rüyalar sırasında yaşanan öfkeyi yansıtan bir beyin aktivite kalıbı tanımlamışlardır. Bu çalışma, rüyalarda hissedilen duyguların sinirsel temelini aydınlatmaya yardımcı olabilir.Rüyalar ve öfke duygusunun arasındaki bağlantıyı inceleyelim.

Her iki durumda; uyanıkken ve rüya görürken aynı şekilde duygular yaşanmasına rağmen, az sayıda çalışma, rüyaların duygusal bileşeninin altında yatan beyin mekanizmalarını araştırmıştır. Psikoloji doktora öğrencisi Pilleriin Sikka; Finlandiya’daki Turku Üniversitesi, İsveç’teki Skövde Üniversitesi ve Birleşik Krallık’taki Cambridge Üniversitesinden iki araştırmacıyla birlikte, iki bilinç durumu arasında ortak bir duygusal mekanizma keşfetti.

Araştırmacılar, bir uyku laboratuvarında iki ayrı gece boyunca katılımcılardan elektroensefalografi(EEG) kayıtları aldılar. Beş dakikalık “Rapid Eye Movement” (hızlı göz hareketi) (REM) uykudan sonra(REM, rüya gördüğümüz uyku evresidir.) katılımcılar uyandı ve kendilerinden hayallerini tanımlamaları ve rüyalarda yaşadıkları duyguları derecelendirmeleri istendi.

Çalışmanın ana yazarı Pillariin Sikka açıkladı; “Akşam uyanıklıkta ve REM uykusu sırasında sola kıyasla sağ frontal kortekste daha büyük alfa-bant beyin aktivitesi sergileyen bireylerin, rüyalarda daha fazla öfke yaşadıklarını gördük.”

Sinirli Rüyalar İçin Sinirsel Belirteçler 1


Önceki çalışmalar, frontal alfa asimetrisinin uyanıklık sırasındaki öfke ve self regülasyon ile ilgili olduğunu göstermişti. Bu araştırma sonuçları da asimetrik beyin aktivitesinin düşlerde yaşanan öfke ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Sadece uyanık durumda değil aynı zamanda rüya halinde de alfa bantlı beyin aktivitesi, 8-12 Hz frekanslı beyin dalgalarını ifade eder. Bu beyin dalgaları da özellikle uyanıklık sırasında yaygındır. Alfa dalgalarının altta yatan beyin alanlarının inhibisyonunu yansıttığı düşünülmektedir. Böylece sağ ön bölgede daha fazla alfa dalgası, o beyin bölgesinde daha düşük aktivite olduğunu gösterir.

Araştırma potansiyel olarak çeşitli zihinsel ve uyku bozukluklarının bir özelliği olan kabusların duygusal içeriğinin sinirsel temelini anlamaya yardımcı olabilir. Ayrıca bu araştırma, beyin stimülasyon tekniklerini kullanarak ön beyin alanlarını uyararak rüyalardaki duygusal deneyimleri düzenlemenin mümkün olup olmadığı konusunda da yeni kapılar aralıyor…