Psikolojik deneylere olan merakımdan dolayı doğan bir yazıyla daha karşı karşıyayız. Hayatımızda hepimiz çeşitli sırlar taşıyoruz. Kimileri bize aitken kimileri de çevremizde değer verdiğimiz insanlara ait. Bazı sırlar o kadar gereksiz ve önemsiz geliyor ki varlığını unutup gidiyoruz. Bazılarını taşımak da oldukça zor oluyor. Beynimizi kemiriyor, rüyalarımıza giriyor. Sır tutmak aslında o kadar bir iş değil. Kolay olmadığı için ruh sağlığımıza kadar bizi etkiliyor. Amerika’da bu konuda yapılan araştırmayı okumaya hazırsanız, sizi diğer paragrafa uğurluyorum. 🙂

Herkes 13 Sırra Sahip

Amerika’da Columbia Business School Üniversitesi’nden profesör Michael Slepian ve ekibi tarafından yapılan çalışmada insanların sır saklama alışkanlığı üzerine şaşırtıcı sonuçlara ulaştı. Araştırma için daha önce yapılmış olan 10’un üzerinde benzer çalışma incelendi ve bu çalışmadan elde edilen veriler kapsamında 13 bin sır örneği incelendi. Elde edilen veriler daha sonra sınavda kopya çekmeden, cinsel yönelimi gizlemeye kadar uzanan 38 farklı başlık altında sınıflandırıldı ve numaralandırıldı. Derlenen bu verilerle 2000 kişi üzerinde anket yapıldı. Ankette, katılımcılardan, tuttukları sırları ilişkili kategoriye göre numaralandırılması istendi.

sır

Araştırma sonuçlarına göre, her birey 13 ila 38 arasında sırra sahip.  Üstelik bu sırların en az 5’ini kimseyle paylaşmıyorlar. Yapılan anketlerde listede yer alan 13 başlığın, sınıflandırmada öne çıktığı da görüldü.  Anketlerde ortaya çıkan genel sonuçlar ise şu şekilde:

  • Katılımcıların %60’ı basit yalanlara ya da maddiyatla ilgili sırlara sahipler.
  • Katılımcıların %47’si ise başkalarının güvenini boşa çıkarmamak için sır tutuyorlar.
  • Katılımcıların %33’ü ise hırsızlık,  gizli ilişki ya da işinden memnun olmama ile ilgili sırlara sahip.

Sır Tutmak Bizi Yoruyor

sır

Araştırma sonuçları sırların kendisinden çok, sır tutmanın kişiyi yorduğunu da ortaya koydu. Sırlarını saklamak için özel bir çaba içinde olmayan kişilerin zihinleri, sırlarını çevrelerinden gizlemeye çalışanlara göre daha fazla meşgul. The Atlantic’e konuşan Michael Slepian’a göre gizlenen sırrın kendisi değil ancak üzerine düşünülmesi zihni yoruyor. Sır tutmayı ‘sırtta yük taşımaya’ benzeten Slepian, bunun nedenini sırrın, hiçbir çözüme bağlanamayan ve hep ortada duran doğasından kaynaklandığını belirtiyor ve ekliyor:

Aslında sırlamızı gizlemek zorunda kaldığımız durumlara pek de fazla düşmüyoruz. Genelde gizlediğimiz şey zihnimize davetsizce giriyor ve bizi meşgul ediyor.

Araştırmanın ortaya çıkardığı bir başka gerçek ise sır saklama davranışının akıl sağlığı üzerinde olumsuz sonuçları doğurabileceği oldu. Slepian’a göre sır saklamanın yan etkilerinden kurtulmanın tek yolu ise onu daha az düşünmekten geçiyor. Kısacası bir şey duyduğumuzuda onu hafızamızın geri tarafına atmak iç huzurumuz için en iyi hareket olacaktır. Bazen saklamak istediğimiz şeyler o kadar ağır oluyor ki bunu yapmakta güçlük çekiyoruz. O zaman en işe yarayacak taktiği uygulama vakti. “Sana bir sır vermek istiyorum.” diyen birinden kulakları tıkayıp koşarak uzaklaşmak. 🙂