Uyanır uyanmaz hemen telefonu eline mi alıyorsun? Sosyal medya hesaplarına bakmadan yataktan kalkamıyor musun? Şarjının bitmesi nefesinin kesilmesi kadar sana acı mı veriyor? Eğer cevabınız evet ise maalesef sizde Fomo hastalığına yakalanmışsınız. Sosyal medya uygulamalarının artmasıyla Fomo oldukça vahim duruma ulaştı.

FOMO (Fear of Missing Out) Nedir?

Türkçe anlamıyla “bir şeyleri kaçırma korkusu” olarak geçiyor. 2013 yılında Oxford sözlüğüne, 2015 yılında ise bizim dilimize katıldı. Kişi ortamda yokken o ortamda keyifli şeylerin olduğunu tanımlayan Fomo, bir tür sosyal anksiyete oluşturabilir. Fomo olgusu, yanlış seçim yapma duygusunun ve “her şeyin başka türlü olabileceğini” düşüncesinin hüküm sürmesini sağlayabilir. Bu düşünce kişiye psikolojik açıdan eziyet eder. Online mecralara yönelik psikolojik bağımlılık, kişi internete giremediğinde patolojik bir hal alarak anksiyeteye yönelebilmektedir. Bu arada telefonsuz kalma, telefonun şarjının bitmesi gibi durumları betimleyen nomofobide fomonun kardeşi olarak aramızda yaşamaktadır.

Fomo ifadesi ilk kez Patrick McGinnis tarafından Harvard Business School’un dergisi The Harbus’ta yayınlanan bir yazıda kullanıldı. McGinnis o yazısında Fear of Better Option ifadesine de yer verdi. Röportajına şuradan ulaşabilirsiniz.

kış uykusu

Sosyal Medya İle İlişkisi

FOMO, kişiyi ele geçiren bir ruh halidir. Terleme, kızarma, kurdeşen dökme gibi fiziksel durumlara yol açabilir. ABD ve İngiltere’de yapılan araştırmada 18-34 yaş aralığındaki kişilerin çoğu, davet edildikleri her yere gitmek zorunda hissettiklerini, aksi halde önemli bir olayı kaçırmaktan korktuklarını ifade etmekteler. Dahası, bir şeyleri kaçırma korkusu sosyal medya kullanımını ve internet bağımlılığını da artırmaktadır. Bireyler takip ettikleri kişilerin ne yaptığını merak etmekte, öğrendiğinde de kaçırdığı şeyler için endişe duymaktadır.

Facebook, Twitter, Instagram, Snapchat gibi sosyal medya siteleri diğer insanlarla iletişim kurmak ve sosyalleşmek temeli üzerine kuruludur. Ancak sağlıksız sanal iletişim alışkanlıkları, kişiyi gerçek sosyal hayattan koparabilme gücüne sahiptir. FOMO’nun artmasında sosyal medyanın şüphesiz büyük payı var. Diğer insanların paylaşımlarına, hayatlarına, aşklarına bakıp kıskançlık duymak, kendini değersiz ve yetersiz hissetmek gibi durumlar oldukça artmaktadır. FOMO hakkında yapılan kapsamlı bir çalışmada araştırmacılar, sosyal medya kullanımı arttıkça insanların sosyal etkileşim ihtiyaçlarını yine internet üzerinde aradıklarını ve bunun da Fomo’yu tetiklediği sonucuna ulaştılar.

 

Dijital Pazarlama İle İlişkisi

kulüp

Seyahat acentelerinin web sitelerinde ve reklamlarında partiye katılan, eğlenen, mutlu gençler görürsünüz. Bu görseller, öylesine seçilmiş görsellerden değildir. Bu görseller, Fomo’yu tetiklemesi için bilinçli olarak kullanılmıştır. Dijital pazarlama alanında Fomo sıklıkla kullanılmaktadır.

Avustralya’daki University of Queensland’den pazarlama hocası Chris Hodkinson, Fomo kavramını 6 yıldır araştırmakta. Son araştırmasında genç öğrencilerle yaptığı görüşmeler sonucu bu kavramı daha derinlemesine analiz eden Hodkinson şöyle diyor:

“Bu fırsatı kaçırmayın!” tarzı reklamlar yeni değil. Uzun zamandır satış ve pazarlama alanlarında uygulanıyor. Neredeyse satışların yarısı bu tekniklerden yararlanılarak yapılıyor.

Yaptığım araştırmada bazı öğrenciler FOMO kavramını daha önce duymamışlardı, ancak bu kavramı dolaylı olarak biliyorlardı. Öğrencilerle yaptığım görüşmelerde sosyal bir etkinliği kaçırma korkusunun diğer arkadaşları da o etkinliğe gidiyorsa daha yoğun olduğunu gördüm. Öğrencilerin çoğu, arkadaşlarının partiye gidip ertesi gün o partide yaşananları konuşmalarından korktuğunu, bu nedenle o partiye gitmek mecburiyetinde hissettiklerini ifade ettiler.

Yani ortada “fırsat”, “sınırlı arz”, “kıtlık”, “fedakarlık” ve “karar verme” gibi temalar vardı diyebilirim.

Kim hangi story’i paylaşmış, konsere gitmişler mi, sevgilisi ile ayrılmış mı derken önce kendine yetememeye başlıyorsun, sonra hiç kimse sana yetmiyor. Birini bitirmeden aklın öteki yolculukta. O yüzden ne yapıyoruz, bu yazıdan sonra telefonu kenarıya bırakıyoruz. Bilgisayarı da kapatıyoruz tabii ki. Bunlar dışında yapmaktan en çok hoşlandığın şeyi yapıyorsun. Unutma hiçbir şeyi kaçırmıyorsun. Kaçırdığın tek şey yaşadığın an. Anın tadını çıkar. 🙂