Sizlere önce muhtemelen tanıyor olduğunuz ya da en azından bir filmini daha önce izlemiş olma ihtimalinizin yüksek olduğu birkaç aktör ismi saymak istiyorum: Marlon Brando, Christian Bale, Jim Carrey, Heath Ledger, Robert Downey Jr., Robert De Niro ve Tom Hanks.

Herhalde kimse bu aktörlerden herhangi birinin mesleğinde başarısız olduğunu ya da iyi oyunculuk yapamadığını iddia edemez. Hatta belki de en büyük ortak noktaları aktörlükteki başarıları olabilir. Ancak meslekleriyle alakalı bir ortak noktaları daha var. Muhtemelen de bu başarıyı yakalamış olmalarında rolü oldukça büyük olmuş bir nokta; metot oyunculuğu. Peki nedir bu metot oyunculuğu biraz daha yakından bakalım.

Stanislavski Sistemi ve Metot Oyunculuğu, oyunculukta psikolojik gerçekçilik kapsamında ortaya konmuş yöntemlerdir. Genelde birbiriyle karıştırılsa da birbirinden ufak farklarla ayrılan iki kavram aslında. “Stanislavski Sistemi”, Konstantin Stanislavski tarafından geliştirilen ve sistematize edilen oyunculuk ekolü,  “Metot Oyunculuğu” ise Stanislavski Sistemi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan çalışmalar bağlamında değiştirilmiş versiyonudur.

Metot oyunculuğu, oyuncuların oynayacakları rolleri günlük yaşamına uygulamalarını ve o rolü yaşamalarını vurgular.

Stanislavski’yi bu yöntemi bulmaya iten neydi?

O dönem tiyatrosu abartılı bir oyunculuk sistemine dayanıyordu. Asırlardır sürdürülen kültürle sahnede abartılı jestler, mimikler, bağıra çağıra konuşmalar sergileniyordu. Stanislavski, sahnedekilerin hareketlerinin yapmacık, abartılı, ve sahte olmasından rahatsızlık duymaya başlamış. Sanatla uğraşan, toplumun aynası olan kişilerin bu şekilde iki yüzlü, hareketleri yalan ve abartı dolu olmamalı, içtenlik ve samimiyet barındırmalı demiş ve toplumu düzeltmenin yolunun sanatı düzeltmekten geçtiğine inanmıştı. Sahnedekilerin rolü yaşaması ve gerçekçi olması gerektiğini söylemiştir.

Stanislavski sisteminin dünya çapında, Hollywood’dan tutun da İran sinemasına kadar yayılmasının en büyük nedeni film endüstrisinin 1920’li yıllarda gelişmeye başlamış olmasıdır. Tiyatroda sergilenen abartılı oyunculuklar sahnenin büyüklüğü, seyircilerin uzaklığı ve büyük kalabalıklar arasında pek dikkat çekmese de işin içine sinemayla birlikte kamera ve zoom girince insanlar mimiklere kadar daha gerçekçi oyunculuklar istemeye başladı ve zamanla tüm dünyada kullanılan bir teknik haline geldi.

Tolstoy’a göre, başka birinin duygusal bir dışavurumuna tanık olan kişi, o kişinin hissettiği duyguların aynısını hissedebilir ve sanatın temeli budur.(Benedetti, 1998: 2)

Sanat, hissederek paylaşmadır.(Tolstoy, 2004: 107)

Stanislavski, Tolstoy’un bu düşüncelerinden hareketle, seyircinin ancak oyuncunun hissettiği duyguları hissedebileceğini ileri sürmüştür. Oyuncunun hissetmediği bir duygu, seyirci tarafından da hissedilemez. Sistem ve Metot, dışsal kalıplara dayalı, göstermeci oyunculuk biçimlerini reddeder ve oyuncunun sahne üstündeki tüm davranışlarının sahici olması gerektiğini vurgular. Oyuncunun, duyguları “göstermesi” değil, “hissetmesi” gerekmektedir. Oyuncu sahnede oynadığı karakterin yaşadıklarını, dışsal bir taklide dayalı değil sahici deneyimler olarak yaşamalıdır; oyuncunun duyguları, –mış gibi, sahte değil, yapmacık değil, gerçek olmalıdır; duygular gösterilmemeli, hissedilmelidir. Oyuncu sahnede “oynamaz”, “yaşar”.

Stanislavski Sistemi ve Metot Oyunculuğu

Eğer metot oyunculuğuna daha yakından bir bakış atmak istiyorsanız size 2017 yapımı olan “Jim and Andy: The Great Beyond” belgeselini izlemenizi tavsiye ederim. Metot oyunculuğunu başarılı bir şekilde uygulayan aktörlerden biri olan Jim Carrey’nin, “Man On The Moon” filminde Andy Kauffman’ı canlandırırken kamera arkasında yaşananlara şahit olabilirsiniz. Film 1999 yapımı olmasına rağmen kamera arkası görüntülerinin henüz üç sene önce belgeselleştirilmesinin ise bir sebebi var; Jim Carrey filmdeki karakterinden hiç çıkmayarak insanları o kadar zorlamış ki film stüdyosu görüntülerin salınırsa insanların Jim Carrey’den nefret etmesinden korkmuş. Bu yüzden de görüntülerin o dönemde paylaşılmasına izin verilmemiş.

Bu kadarı gerekli midir, değil midir tartışılır ancak ortaya on numara oyunculuklar çıktığı da bir gerçek. Bu yöntemi benimseyen oyuncular kariyerlerin de büyük başarılar elde etseler de birçoğu film bittikten sonra kendi benliklerine dönmekte ve karakterden çıkmakta zorlandıklarını belirtmişler.

Siz sanat için ne kadar ileri gidebilirdiniz?

Kaynaklar:

1