Yaklaşık 5000 yıl önce, kemik ve taştan yapılmış aletler kullanılarak inşa edilmiş hayranlık uyandıran bir anıttır Stonehenge. Eski İngilizcede “asılı taşlar” anlamını taşır ve İngiltere’nin bir simgesi haline gelmiştir. 1986’dan beri UNESCO Dünya Mirasları Listesi’nde yer almaktadır. Bu anıtı özel kılan nedir? Kimler tarafından ve ne zaman inşa edilmiştir?

Stonehenge, İngiltere’nin güneyindeki Wiltshire’daki Salisbury Ovası’nda bulunan bir Neolitik / Bronz Çağı anıtıdır. Yaklaşık 110 metre çapında bir alandır. Gizemini çözmek için ilk girişim 1620’lerde Buckingham’ın 1.Dükü tarafından gömülü hazineyi bulmak amacıyla yapılan bir kazı esnasında gerçekleşti. Bu kazıda iki büyük çukur açıldı, hayvan boynuzları ve zırh parçaları bulunduktan sonra kazıya devam edilmedi. 19. yüzyılın başlarında bölgede daha çok keşif yapıldı. 2008 yılında, daire içindeki küçük taşlar üzerine çalışmalar yapıldı ve pek çok yeni kanıt bulundu. Stonehenge’in uzun vadede hayatta kalmasını sağlamak ve çökmeyi önlemek için bazı kayalar betona yerleştirildi.

Neden İnşa Edilmiştir? 

anıt

Pek çok bilim insanı Stonehenge’in bir mezarlık alan olduğu konusunda hemfikir olsa da henüz hangi amaçlara hizmet ettiği ve modern teknolojiye sahip olmayan bir medeniyetin bu eşsiz anıtı nasıl inşa ettiği gizemini korumaktadır. Seçkin insanların cenazesi için bir kremasyon (ölen kişinin yakılması işlemidir) mezarlığı olarak işlev gördüğü düşünülmektedir. 2018 yılında yayınlanan bir araştırma, kremasyonların bir kısmının Batı Galler, İrlanda ve Kuzey İskoçya’dan gelen kişilerden olduğunu ortaya çıkardı.

Arkeologlar, İngiltere’nin önemli tarih öncesi bölgesinin en erken 5000 veya daha fazla yıl önce inşa edildiğine inanıyor. Neolitik Britanyalılar, Salisbury Ovası’nda devasa dairesel bir hendek kazmak için muhtemelen geyik boynuzlarından yapılmış ilkel aletler kullandılar.

anıt

Stonehenge’in sarsens olarak bilinen taşlarının en büyüğü 9 metre uzunluğuna ve ortalama 25 ton ağırlığa sahiptir. Kuzeye 32 kilometre uzaklıktaki Marlborough Downs’tan getirildikleri düşünülüyor. Mavi taş olarak adlandırılan – kırıldığında mavimsi bir renge sahip- daha küçük ve dört ton ağırlığa sahip taşların ise 225 kilometre uzaklıktaki Batı Galler’deki bir bölgeden olduğu düşünülmektedir. Bu kadar uzaktan taşların nasıl taşındığı ise gizemini korumaktadır. Bir teoriye göre, Stonehenge’i inşa edenler, mavi taşları taşımak için ağaç gövdelerinden kızaklar ve makaralar yaptılar. Başka bir teoriye göre de sallar üzerinde Bristol Kanalı boyunca nehirden aşağı indirip karadan çektiler.

Yerel bir kumtaşı olan devasa sarsen taşlar, granitten üç kat daha serttir. Ancak o zamanlar sahip oldukları kemik, taş ve tahtadan yapılmış aletlerle şekillendirdikleri için inşanın uzun yıllar aldığı düşünülmektedir. Dik sarsen tabanı, zeminin derinliklerine batırıldı ve lentoların alt kısmındaki oyuklara uyan çıkıntılar oluşturmak için üstte inceltildi.

anıt

Britanyalıları Salisbury Ovası’na çeken şeyin ne olduğu bilinmemektedir. Mezar alanı olmasının yanında, tören alanı veya atalarını anmak için bir anıt yeri olabileceği de düşünülmektedir. Ortaya çıkarılan insan kalıntılarındaki hastalık belirtileri de arkeologların, mavi taşların bir iyileştirici gücü olduğu için şifa yeri olarak da kabul edildiğini tahmin etmelerine yol açmıştır.

Taşlar Oldukça Zarar Görmüştür

Salisbury Ovası, yüzyılı aşkın süredir bir eğitim alanı olmuştur. Birinci Dünya Savaşı sırasındaki mayın testleri, tank ve topçu atışları bazı taşların hareket etmesine ve kırılmasına neden olmuştur. 19. yüzyılın sonlarına kadar, ziyaretçiler parçaları keserek ya da baş harflerini kazıyarak zarar vermişlerdir.

anıt

Çoğu kişi için Stonehenge ruhani ve büyülü bir yerdir. Yaz gündönümü olan yılın en uzun gününde ve kış gündönümü olan yılın en uzun gecesinde şafak vaktini izlemek ve kutlamak için insanlar bir araya gelirler. Stonehenge bir güneş tapınağı olarak görülmektedir ve her yıl yaklaşık bir milyon kişi tarafından ziyaret edilmektedir.

Bu haftaki yazımı keyifle okuduysanız Göbekli Tepe’nin Sırrı Nedir? başlıklı yazımı da okumanızı tavsiye ederim 🙂

Kaynakça: 1, 2

Editör: Efe Şen