Struma, bir devrin kara lekesi…

Varlığınız hükümetlerin vicdanına kaldığı an ölüm fermanınızın imzalandığı andır. Öyle ki Yahudilerin başına gelen de bundan farksızdı. Ülkelerinde, etnik yapılarından ötürü ölüme layık görülen 4.000 insandan sonra büyük bir korku ile ellerindeki tüm varlıklarını İngiliz yönetiminin hakim olduğu Filistin’e kaçmak için kullanan bir millet düşünün. Tabi İngilizlerin kendilerini istemediğinden bir haberler.  

Struma Faciası 1

Peki Struma nedir? Bir bıçak mı? Yoksa insanları taşıyarak ölüme sürükleyen bir silah mı? Silah ile arasındaki tek fark yara izi bırakmadan boğarak öldürüyor olmasıdır. Evet bu silah bir gemiden ibarettir. Aslına bakılacak olursa Struma gemisi, SC 213 kodlu Rus denizaltısının 1118 km derinden batırdığı bir insanlık ayıbıdır.

Peki Struma Gemisi Neden Kabul Edilmedi?

Almanya açısından bakılacak olursa Yahudiler devrin zalimi Hitler tarafından hiçbir şekilde kabul görülmeyen bir milletti. Ülkesine asla almadığı gibi var olanları da katletmekteydi. Tek bir Yahudi’ye dahi tahammülü kalmayan Hitler’in Alman sevdası biraz da belli bir kesime kendini kabul ettirme hissinden kaynaklanıyordu. Yoksa aslı Alman olmayan biri için başka bir açıklaması olamaz.

Struma Faciası 2

İngilizler ise ne kadar güçlü, hükmedici dursa da Arapların ayaklanmasından korktukları için sömürgesi olan Filistin’e Yahudileri kabul etmiyordu.

Türkiye ne yaptı?

Bu sazan sarmalı herkes gibi Türkiye’yi de içine almıştı. Gemi Bulgaristan üzerinden İstanbul’a varmıştı ki arızalandı. Gemideki herkes cebindeki son kuruşu dahi  gemi tamiratına verdi. Ancak bu bir çocuk gibi küsen Struma’yı hareket ettirmeye yetmedi. Türkiye başka devletlerin kabul etmediği hatta himayesi altında iken sınır dışı ettiği bu gemiyi kabul etmiyordu. Aslında başta Ankara demiryolu üzerinden Filistin’e varma fikri mevcuttu. Daha sonra Almanya ve İngiltere’nin Struma’da salgın var demesi ile Türkiye bu fikrinden de vazgeçti ve yolcular hiçbir şekilde indirilmedi.

Struma Faciası 3

Yardım eli ise bir tek Kızılay ve Yahudi Cemaati’nden uzanıyorken bir süre sonra yardımlar da yetersiz kalmıştı. İnsanlar yaşamak için yeterli alana sahip değildi, hastalık ve ölüm kaçınılmazdı… Ve insanlığın ayıbı olan o kederli gün gerçekleşti. Struma olduğu yerde sabit beklemesi ile endişe oluşturdu ve ne olduğu bilinmeyen bu araç, bir Rus denizaltısı tarafından batırıldı. 750’den fazla can denizin derinliklerine hapsedildi. Sonuç mu? Sonuç olarak Struma’yı batıranlar cesaretinden ötürü tebrik edildi. (!)

Zülfü Livaneli’in Serenad’ına konu, Wagner’in aşkına mezar olan Struma…

Struma bir güneş gibi battı. Tek farkı ‘Güneş her gün doğmaya yeminliydi, suçluları bir an önce o çetin güne kavuşturmak için. Struma ise bir dahası olmamak üzere derinlere gömüldü, insanlığın ayıbını örtmek için.