Jacob’s sendromu veya süper erkek sendromu olarak da bilinen XYY sendromu yani erkeklerde ilave Y kromozomu varlığı, bir disjunction hatası, paternal mayoz II esnasında veya postzigotik mitotik hata sonucu meydana gelmektedir. Bu sendroma sahip bireylerin suça eğilimli oldukları ve saldırganlık, kural tanımazlık, başkalarının acısına duyarsızlık, uygunsuzluk, öldürmeye eğilim gibi özellikler taşıdıkları bilinmektedir. Bu bireylerden biri ise Ted Bundy’dir. Dünyada seri katil kelimesini literatüre ilk sokan vaka Ted Bundy’nin işlediği cinayetlerdir.

Ted Bundy zeki, açık sözlü ve oldukça yakışıklı biriydi fakat bilinen kadarıyla 5 yıl boyunca 5 farklı eyalette toplam 35’i aşkın kadını katletti. Bu cinayetlerin neden işlendiğini anlayabilmek için ilk olarak kendimize birkaç soru sormalıyız. Genomumuzda gizlenmiş şifrelerin hayatımıza yön vermesi mümkün müdür? Yoksa her insan kendi seçimlerini yapmakta özgür müdür? Bu soruların cevaplarını vermek kolay değil çünkü kişinin yaşamının ve ortam şartlarının, psikoloji üzerindeki etkisi tahmin ettiğimizden çok daha fazladır. Bu işleyişe biraz olsun anlam kazandırabilmek için Ted Bundy vakasına göz atmak ister misiniz?

Ted Bundy’nin Hayatı Yalanlar Üzerine Kurulmuştu

Annesi Elenor Louis Cowel 23 yaşında evlilik dışı olarak Ted’i dünyaya getirdi. Daha sonra ailesinin yanına geri dönerek Ted’i büyütmeye çalıştı. Fakat Ted gerçek annesini ablası, anneanne ve dedesini de anne ve babası bilerek büyüdü. Gerçek babasını hiçbir zaman tanımadı. Babası olarak bildiği dedesi çok sinir biriydi ve pornografik yayınlar okurdu. Annesi olarak bildiği anneannesinin klinik depresyon öyküsü vardı, panik ataklardan muzdaripti hatta elektro şok terapisi bile görmüştü. Buradan da anlaşıldığı gibi aile geçmişinde de psikolojik sorunlar oldukça fazlaydı.

Yalanlarla büyüdüğünü anlamaya başlayan Ted, 3 yaşında gerçek annesi uyuyakaldığında mutfak bıçaklarının keskin uçlarını onu gösterecek şekilde annesinin yanına dizdi. Annesi bu olaydan sonra Ted’i alarak amcasının yanına yerleşti. Dedesinden (babası bildiği kişiden) ayrılmak zorunda kalması Ted’i çok sarstı. Annesi başka biriyle evlendi fakat Ted üvey babasına kendini hiçbir zaman yakın hissetmedi ve babası olarak görmedi ve ona her zaman tepeden baktı.

Süper Erkek Sendromu

İntikam Hırsı Mı, XYY Sendromu mu?

Ortaokul ve lisede çok utangaçtı. Kekemelikten mustaripti ve kızlarla olan ilişkileri her zaman çok kötüydü, kızlardan uzak durdu fakat röntgencilik yaptı. Kendini her zaman yasaların üstünde gördü. Ted’te Grandiyöz Narsizm (Grandiyöz, kişinin kendini aşırı bir güven içerisinde birçok yönden üstün görmesine neden olan sanrıdır.) başladı. Sürekli hoşnut hissetme yeteneği ve herkes tarafından bilinme isteği gibi narsist kökenli özellikleri vardı. Hukuk okumaya başladı ve kendine yeni bir kişilik maskesi oluşturdu.

Yeni Ted espritüel, soğukkanlı, konuşkan, çalışkan, çekici ve kendinden emindi. Üniversitenin ilk yıllarında bir kıza gerçekten aşık oldu, kız uzun saçlarını ortadan ayırıyordu. Uzun süre normal bir ilişkileri oldu fakat kız Ted’in hiçbir hedefi ve hırsı olmadığını söyledi ve ayrıldılar. Ted artık bu kızı saplantı haline getirmişti. Bu ayrılıktan sonra benliğini sorgulamak için araştırmalara başladı ve ablası bildiği kişinin annesi olduğunu ve kendisinin gayrimeşru olduğunu kayıtlarda buldu.

Bu onun için en büyük yıkımdı, hayatı tamamen yalanlar üzerine kurulmuştu ve iki kadın da ona ihanet etmişti. Artık içinde bütün kadınlardan intikam alma arzusu doğmuştu. Okula dönerek psikoloji eğitimi de alan Ted tamamen değişmiş ve hedefi olan, hırslı, çok çalışkan bir insan olmuştu ve şeytani yanını içine hapsetti. Politika ile ilgilendi ve başarılı oldu. İntihar acil yardım hattında çalıştı ve birçok hayat kurtardı. Hatta yakalandığı zaman çevresindekiler onun bu denli canice cinayetleri işleyen bir katil olduğuna inanamadı.

Cinayetlere Başlaması Nasıl Oldu ve Kurbanlarını Neye Göre Seçiyordu?

Eski sevgilisi ile yeniden karşılaştı ve evlenme kararı aldılar fakat bu karardan çok kısa bir süre sonra Ted onu öldürerek içinde daha fazla bastıramadığı intikam ateşini alevlendirdi. Bundan sonra cinayetlerinin ardı arkası kesilmedi. Bütün kurbanları kadındı ve hepsi ona ihanet etmiş olan kız arkadaşı gibi uzun saçlarını ortadan ayırıyordu. Seçtiği bütün kurbanlar yardımseverdi. Onları kendine çekmek için yardıma muhtaç numarası yapıyordu. Aynı zamanda tıpkı dedesi gibi onda da pornografik eğilim şiddetliydi ve öldürdüğü bütün kadınlara tecavüz etti.

Süper Erkek Sendromu

Ted’in en belirgin özellikleri cinsel sapkınlık, vicdan eksikliği ve kendi cinsel zevki uğruna birilerinin canına kıymaya isteklilikti. Herhangi birinin canının onun için önemi yoktu. Hatta yakalandıktan sonra verdiği ifadelerde hep “kurban” kelimesini kullanmıştır, kadın dememiştir. İşlediği suçlardan pişmanlık duymuyordu. Kadınların ona yaptıklarından sonra o kadınları öldürmekte sakınca bulmuyordu.

İki kez hapishaneden kaçtı. İkinci kaçışında bile öldürmeye devam etti. Öldürmek onun için bir bağımlılıktı. Mahkemede kendi avukatlığını kendisi yaptı. İdam cezasını dokuz yıl boyunca erteletmeyi başardı. İnfazına son dakikalar kalsa bile yetkililerle pazarlık yapıp diğer vakaları aydınlatmak için hayatta kalmayı başarıyordu. Sonunda 41 yaşındayken elektrikli sandalyede idam edilerek öldü.

Süper Erkek Sendromu

Cinayet İşleyerek Hayatındaki Hangi Eksikliği Kapatmaya Mı Çalıştı?

“Yaşayan bedenindeki soluğu hissediyorsun. Onların gözlerine bakıyorsun. Yaşam ya da ölümlerine karar veriyorsun. Bu pozisyondaki varlık tanrıdır.” İşlediği cinayetler için söylediği bu cümleler açıkça neler hissettiğini anlatıyor. Güç sahibi olmayı ve tanrı rolünü oynamayı seviyordu. Peki neden?

Ünlü, psikanaliz kurucusu, Sigmund Freud’un görüşüne göre Tanrı iki psikolojik fonksiyonu yerine getirir: Uygunsuz içgüdüsel isteklerinden vazgeçenleri ödüllendirir, endişeleri giderir ve güven sağlar. Dolayısıyla Tanrı, insanın arzuladığı ve ihtiyaç duyduğu bir tür babadır. “Tanrı, bir kişinin hem kendi çocukluğunun hem de tüm insanlığın çocukluk döneminin çaresizlik anılarının izlerini taşır.”Ted, baba sevgisini hiçbir zaman tatmamıştı ve baba kavramında ki boşluğu dolduracak bir anne figürüne de sahip değildi.

Baba kavramını kendisiyle doldurmaya çalışmış ve içindeki psikolojik buhranları görmezden gelebilmek için herkesten üstün olduğuna kendini ikna etmiş olabilir. Çünkü ailesinin desteğini arkasında hissederek güçlenen ve başarılı olan insanların aksine o hayata tek başına tutunmuş ve başarılı olmuştu. Hayatında güvenecek, sevecek kimsesi olmamasının ve nadiren güvenmesinin üzerine hayatında anlamı olan nadir insanlardan olan bu iki kadın da ona ihanet etmişti. Artık kimseye güvenemezdi ve tüm çabalarının karşılığında yıkımlarla karşılaşması onu şiddete ve intikama meyilli biri haline getirdi.

Süper Erkek Sendromu

Bütün bu hayat hikayesinden sonra Ted’in XYY kromozomuna sahip olması seri katil olmasında ki tek veya en önemli etken değildir. Kişinin yaşadığı hayat şartları, çevresi, ailesinin psikolojik geçmişi gibi pek çok etken vardır. Ne olursa olsun hayatımızın gidişatı bizlerin elindedir ve ne yaşarsak yaşayalım hayatımıza yön verecek olan kişi sadece bizleriz. Seçimlerimizin yaşamlarımız üzerinde ki etkisi çok güçlüdür. Doğru ve adil seçimler yapmamız dileğiyle…

Kaynaklar: 1234, 5