Türk Edebiyatı, yazarlarının bazı şeyleri dile getirirken sergiledikleri cesaretleri ve yetenekleri ile akılda kalmıştır. Liste tanıdık gelebilir, belki okuduğunuz belki okumadığınız; okuduysanız bile hatırlamak için tekrar okumak isteyeceğiniz Türk edebiyatından 5 roman önerisi ile geldim. Bu listedeki romanlar karakterleri, tasvirleri, kurguları ve yazarlarının öncü olmalarıyla en sevdiklerim arasında yer alıyor. Listede yer almayı hak eden bir sürü roman bulunuyor aslında, ancak benim en unutamadıklarım ve aklıma kazınanlar işte bu muhteşem beşli. Hepinize keyifli okumalar dilerim!

5. İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

içimizdeki şeytan sabahattin ali

“İyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir.”

İçimizdeki Şeytan, 1940’lı yıllarda birbirini severek evlenen, karakterleri ve hayata bakış açıları farklı olan iki gencin maddi zorluklara rağmen evlenmesini ve bu süreci konu alıyor. Kitapta o dönemdeki insanların psikolojileri, üniversite yaşamı, siyaset ve felsefeye kadar çok güzel dokundurmalar bulunuyor. Ne kadar dönemini yansıtsa da kitapta ki karakterleri gerçek yaşamda hala görmek mümkün. Aşık olmanın ve hatta kendi ayakları üzerinde durmanın zorluğunu yazar öyle güzel anlatmış ki… Sıradan bir aşk hikayesinden ziyade, aşkın içinde karakterlerin kendilerini keşfetmeleri daha ağır basıyor; ve bu da kitabın eğitici yönünü vurguluyor. Kurgusu ve karakterleri net, okunması zor olmayan İçimizdeki Şeytan; Kürk Mantolu Madonna kadar yazarın okunması gereken kitapları arasında yer alıyor.

4. Eylül – Mehmet Rauf

eylül mehmet rauf

“Madem ki ölmek var, ne vakit olsa kolay…”

Zamanının ilk psikolojik romanlarından olan Eylül; Suad, Süreyya ve Necip üçlüsü arasındaki aşk ve sadakati konu almaktadır. Babası ile yaşamak istemeyen Süreyya ile eşi Suad bir yalıya yerleşirler. Akrabaları olan Necip ise Süreyya’nın karısı Suat’a aşık olur. Kocasına sadık bir eş olan Suat, zamanla Necip’e karşı koyamayacağı duygular hisseder ve yasak aşkları başlamış olur. Suat’ın suçluluk duygusu ve aynı zamanda aşkına karşı koyamaması psikolojik tasvirler üzerinden çok başarılı bir şekilde aktarılmış. Mehmet Rauf’un Eylül romanı, tasvirlerin çokluğundan dolayı zaman zaman ağır ilerlese de son bölümleri ve geneli itibariyle mutlaka okunması gereken eserlerimizden birisi.

3. Çalıkuşu – Reşat Nuri Güntekin

çalıkuşu reşat nuri güntekin

“Çünkü insan daima sevdiğiyle sınanır.”

Çalıkuşu; küçük yaşta annesi ve babasını kaybeden iyi öğrenim görmüş Feride’nin Anadolu’nun köy ve kasabalarında yaşadığı öğretmenlik maceralarını, teyzesinin oğlu olan Kamuran’a olan aşkını ve kimliğini tanıma yolculuğunu konu almaktadır. Anadolu’da yaşayan insanların zorlukları ve bu zorlukları deneyimleyen öğretmenlerin yaşadıkları Feride’nin gözünden aktarılıyor. Kitap her yaştan kesime hitap etmekle beraber güçlü bir kadın karakteri de içinde barındırıyor. Çalıkuşu, yazarın es geçilmemesi gereken ve edebiyatımızın en önemli kitaplarından birisi.

2. Anayurt Oteli – Yusuf Atılgan

anayurt oteli yusuf atılgan

“Ne çok yalan söyleniyordu yeryüzünde; sözle, yazıyla, resimle ya da susarak.”

Zebercet, Anayurt Oteli isimli bir işletmeden sorumludur. İçine kapanık, sosyal çevreden bağımsız ve bunalımlı bir karakterdir. Bir gün gecikmeli Ankara treni ile otele gelen bir kadın Zebercet’in hayatının seyrini değiştirmiştir. Artık daha yabancı, daha yalnız birine dönüşmüştür. Yokuş çıkar gibi okunması zor, ancak dikkat verildiğinde çok güzel kesitler yakalanabilecek olan Anayurt Oteli; Türk edebiyatının en unutulmaz karakterlerinden olan Zebercet’i içinde barındıran, karanlık ve karamsar ruhuyla dikkatleri çeken değerli romanlarımız arasında yer alıyor.

1. Yaban – Yakup Kadri Karaosmanoğlu

yaban yakup kadri karaosmanoğlu

“Ne doğduğumuz yeri, ne sevdiğimiz kimseleri, ne yüzümüzü, ne kalbimizi kendimiz seçebildik…”

Roman, kurtuluş savaşı sırasında sağ kolunu kaybeden Ahmet Celal’in hayatını ve askerliğini yeni bitirmiş olan Mehmet Ali isimli arkadaşının köyüne davetiyle birlikte hayatına yön vermesini konu almaktadır. Bir köy, bir ülke ve bir savaşın başarılı bir kurgu içerisinde aktarıldığı Yaban, aydın insan ve köy insanı arasındaki uçurumu da başarılı tespitler ile okuyucuya aktarıyor. Milli mücadelenin ne zorluklar altında yürütüldüğü ve aynı zamanda cahilliğimizle de ayrı bir savaş içinde olduğumuzu Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun akıcı ve sade üslubu ile hissederek hatta yaşayarak okuyoruz. Yaban, edebiyatımızın mutlaka okunması gereken kitapları arasında yer alıyor.