Daha önce “Türkiye’den kaçmalı mıyız?” diye yazı yazmıştım. Onun devamı niteliğinde de bu yazıyı kaleme alıyorum. Bir keresinde bir topluluk için bir sunum hazırlamam istenmişti. Sunumdan hemen önce bu topluluğa sorduğum ilk şey “Sizce bir ülke nasıl dünyanın en gelişmiş ülkesi olur?” sorusuydu. Çok saçma cevapların çoğunlukta olmasıyla beraber iki cevap öne çıkmıştı. Biri özgürlük, diğeri de bilim ve teknoloji… Ben özgürlük kısmıyla da ilgilensem de bu yazıda bilim ve teknoloji kısmına değineceğim.

Yıllar boyu tarihteki en güçlü devletlere, imparatorluklara baktığımızda hep bilimin ve teknolojinin en üst düzeyde olduğu ülkeleri görürüz. Sümerlilerden Osmanlılara, Mısırlılardan Amerikalılara kadar durum hep böyle olmuştur. Böyle olmaya da devam edecektir. Ordunun ya da ekonominin güçlü olmasının temelinde de teknolojiler vardır. Teknoloji olmadan ordu mümkün mü? Bunları söylemek de elbette kolay. Zor olan bunun nasıl olacağına cevap bulabilmektedir.

Bilim ve teknolojinin gelişmesi için ne gerekiyor?

Bir ülkeden bilimin ve teknolojinin ilk şartı özgürlüktür. Özgürlük, tekil ve bir bütünün parçası olsa da her zaman gereklidir. Özgürlük dışında iyi bir eğitim mutlaka olmalı. Maalesef ülkemizdeki en büyük sıkıntı da burada. Herkes farkında da üstelik; işin için ne döndüğünü söylemeye gerek yok. Ha burada, kardeşim güzel bir çözüm üret, yok zaten vs. saçmalıkları denilebilir. Bunun için de ayrı bir yazıda nasıl bir eğitim sistemimiz olması gerektiğini yazarım belki, tıpkı 14 yaşımda yaptığım gibi.

Bir diğer konu da teşvikler. Aslında ülkemiz kâğıt üzerinde çok iyi teşvikler, destekler verdiğini belirtiyor, veriliyor da. Ama neden somut projelerin bu kadar az olduğu muamma değil elbette. Teşvikler konusunda şöyle de bir sıkıntı var, o da nereye yatırım yapacağımızı bilmiyoruz. Örneğin daha iki gün önce Yıldız Kuluçka merkezine girmek için başvuru yapmaya gittik. Fakat bize gereken kapalı ofis vb. destekleri alabilmemiz için şirketleşmemizin ve en az bir tane somut aplikasyon gibi örneklerimizin olması gerektiği söylendi. Halbuki biz belki onlarca belki de yüzlerce projenin oluşabilmesini sağlayacak ortamı kurmaktan bahsediyoruz. Ama önemli olan prosedürler!azizsancar

Ortam sağlamak da bilimin gelişebilmesi ve ortalamanın üzerine çıkabilmesi için gerekli. Şu an Amerika buna müthiş derecede önem veriyor. Zaten öyle olduğu için Aziz Sancar’lar, Canan Dağdeviren’ler oralarda dünyayı değiştiriyor. Bilimsel bir projeniz olduğunda Türkiye’de ne kadar ortam bulacağınız büyük bir soru işareti. Özellikle üniversitelerimiz bu konuda çok sıkıntılı. Bir elin parmağını geçmeyecek sayıda üniversite dışında maalesef hiçbir ortam yok diyebiliriz.

Sonuç Olarak

Elbette yazacak daha çok şey var ama önemlilerine değinmek istedim. Ne yazık ki çokça konuda hiçbir çalışma yok, yapılmıyor da. Ama bunu değiştirecek olan ve ülkemizi dünyanın en üst konumlarına ulaştıracak olan yine bizleriz. Umut yok gibi görünse de ümit var olmak zorundayız. Ve inanırsak yapamayacağımız bir şey yok!

Peki, Türkiye tüm bu problemleri görmüyor mu? Cevabı bilmiyorum demek geleceğim için daha iyi olacak sanırım. Ama işin içinden böyle deyip de çıkmamız doğru olmaz. Çünkü az önce de dediğim gibi ilerde yanlış giden durumları düzeltecek olan yine bizleriz. Bizim üstümüze düşen şey neler olduğunu bilmek ve kabullenmemek. Aynı zamanda ülkemizdeki en büyük problemlerden olan düşünmeme ve sorgulamama aşamalarını da geçmiş olmamız bir zorunluluğumuz.

Güzel günler bizi bekliyor.

Sitemizi düzenli olarak ziyaret etmeyi unutma, yakında yapacağımız etkinliklerden ve Youtube kanalımızdan haberdar olmak için sosyal medya hesaplarımızı takip etmeyi unutmayın…