Hayatınız boyunca bir kez de olsa zaten elinizde olan evin anahtarını aradığınız ya da 10 dakika önce taktığınız gözlüğü nereye koyduğunuzu hatırlamaya çalıştığınız olmuştur. Bu gibi durumlarda dalgınım/yaşlandım/B12 vitaminim eksik gibi yorumlar yaparız. Unutma sıklığı arttıkça her ne kadar demansın (bunama) erken evrelerinden birinde olduğumuzu düşünüp korksak da aslında bir çalışma, bunun beyin için harika bir işaret olduğunu söylüyor.

Hafıza üzerine yapılan önceki çalışmalarda nörobilimciler daha çok hatırlama üzerine yoğunlaşmıştı. Ancak, son zamanlarda unutmanın nörobiyolojisi hatırlamaktan ziyade hafızayla daha fazla ilişkilendirildi. Yani hatırlayarak değil unutarak öğreniyoruz.

Günleri hatırlamayız, anları hatırlarız. Yaşamın zenginliği, unuttuğumuz anılarda yatar.

Cesare Pavese

Bu, beyninizin daha faydalı bilgiler beklediği ve önemsiz olanları; değerli, faydalı olanlardan ayırabileceği anlamına gelir. Bu teori daha öncelerde kabul edilmeyip tartışmalara yol açsa da Toronto Üniversitesinde yürütülen çalışmada unutmayla ilgili olarak çok önemli noktalara işaret ediliyor.

Unutmak Neden Gereklidir?

  1. Beynin hafıza ile ilgili kısmı – hipokampus, sadece daha önemli detaylara yer açıyor. Biz daha unutkan oldukça bu bölgede gerçekleşen yeni nöron oluşumu artıyor.
  2. Hafızanın amacı, akıllı bir kişiye belirli koşullar altında karar verebilme yeteneğini sağlayabilmektir. Tehlikede olduğunuzu ve beyninizin işe yaramaz çöplerle tıkandığını hayal edin. Keşke kaçış taktiğini veya kendini savunma hareketini hatırlayabilseydiniz… Anılarımız, tehlike zamanlarında veya sorgulanabilir hale gelen durumlar için bize hizmet etmek ve mümkün olan en iyi karara rehberlik etmek içindir.
  3. Beyinlerimiz ayrıntıları hatırlamak yerine bilgileri genelleştirmeye başlar. Hafızanın aşırı yüklenmesi ile beyinlerimiz zaman içinde bilgileri genelleştirmeye başlar, benzersiz bir deneyimi sıkıcı hale getirir ve belirli ayrıntılara odaklanma yeteneğini ortadan kaldırır. Sabah metroya binme deneyiminiz, her ne kadar olmasa da her gün aynı olur.

Tüm bunlarla unutmanın nasıl hatırlamanın önüne geçtiğini anlamak çok kolay. Unutmak da öğrenmek, hatırlamak kadar doğal bir süreç. Düşündüğümüzde de, çoğumuz final haftalarında ders çalışırken, 8. yaş gününüzde sizin yerinize mumlarınızı üfleyen arkadaşınızı hatırlamak yerine bir türlü ezberleyemediğiniz iki sayfalık nota dair yeni nöronların oluşmasını isterdiniz. Ya da bir kaybın ilk günkü gibi hatırlanması ne büyük bir acıya sebep olurdu. Peki ya, sabah size yer vermeniz için sizi bastonuyla dürten yaşlı amcanın yüzünü hatırlamak gerçekten gerekli midir zaten… Unutmanın hatırlamaktan daha zor bir işlem olduğunu hatırlatmakta da fayda var. Yine de, her durumda beynimiz bizim yerimize en doğrusuna karar veriyor gibi duruyor.

Bir dahaki sefere, elinde olan anahtarı kaybettiğin için kendine kötü davrandığında, nefes al, artık yoluna çıkan daha önemli bilgilere beyninde yer açabilirsin 🙃

Kaynak 1