Uzay araştırmalarında elde ettiğimiz bilgiler, evren karşısında ufaldığımızı ve değersizliğimizi çoktan ortaya çıkarmıştır. 

Erich Von Daniken

İnsan vücudu hakkında bilinmeyen halen çok fazla şey var. Teknolojinin gelişmesiyle imkanlar ne kadar artsa da, sorunlar da bir o kadar artıyor. Dünya üzerindeki insanların çözülemeyen birçok hastalığı varken bir de uzay yolculuklarındaki değişikliklerden meydana gelen semptomlar eklendi. Uzay yolculuklarının sık yapılmak istenmesi ve uzayda daha uzun süre kalınmak istenmesi vücuda olumsuz etkilerinin ortaya çıkmasına sebep oldu. Astronotların dünyaya dönüşlerinde uğradıkları değişimler hiç de göz ardı edilecek değişimler değil. Adapte olma süreçleri ile birlikte sağlık sorunları da görülebilmekte.

Uzay

NASA‘nın en önemli çalışmalarından biri olan “Twins Study (İkizler Çalışması)” insan vücudunu etkileyen etkenler hakkında şaşırtıcı değişimlere yol açtığı gözlemlendi. Genlerin değişmesi gibi büyük yenilikler şaşırttı. Uzay yolculukları vücudumuzda çok sayıda değişikliklere neden oluyor. Uzay koşulları insan bedeninde ne gibi olumsuz durumlara yol açıyor? Ortaya çıkan sorunlar neler? Bu sorunlara ne gibi çözüm yolları bulunmuş? Astronotlar ne gibi değişimlere uğruyorlar? İnsan vücudunda kalıcı değişikliler meydana geliyor mu? Bu soruların yanıtları için okumaya devam edin.

Uzayda yaşanılan sorunlardan biri kemik erimesi. Aslında kemik erimesin uzayda yaşanılan temel hastalıklardan biri olması, bu konudaki araştırmaları hızlandırarak dünyadaki insanların bu sorununun tedavisi için de gelişim sağladı.

Kemikler dünyada ağırlığımızı korur. Uzayda ise yer çekimsiz ortamda dış salgıların dışarı atılmasıyla, fosfor ve kalsiyum eksikliği yaşanır. Bundan dolayı uzaydaki insan vücudu kemik kaybı yaşar. ISS, kemik bölmeleri ve iskelet bölgeleri arasında büyük farklılıklar gösteren, alansal kemik mineral yoğunluğunun ayda % 1-2’lik sürekli kaybının olduğunu kanıtladı. Uzay uçuşu araştırması, kemik erimesinin uzayda birkaç ay boyunca sürekli olabileceğini keşfetti. Dünyaya döndükten sonra iyileşme gerçekleşebiliyor ama kalıcı olan durumlar da gözlemlenebiliyor. NASA, kısmen etkili görünen bisiklet ve koşu bandı ergometrisi ve dirençli ağırlık antrenmanı gibi egzersizler ile kondisyonu artırmaya yönelik çalışma yaptı. Düzenli egzersizle alınan ilaçlarla, kemik kaybının önlenmesinde adımlar atıldı.

Beslenme ve kemik erimesi arasındaki ilişkiyi de gözlemleyen araştırmacılar, uzay yolculukları arasında uygulanan diyetlerin etkilerini gözlemlemiştir. 4-6 aylık uzay yolculuğu görevlerine çıkan astronotlarda demir ve kemik kaybı gözlemi gösterdi ki, uzay uçuşu sırasında kemik erimesi Dünya’dakinden yaklaşık on kat daha hızlı gerçekleşiyor.

Uzay

Sorunlardan bir diğeri de, son araştırmalara göre uzay uçuşu beyni farklı şekillerde etkileyerek görüş bozukluğuna yol açtı. Bilim insanları, astronotların optik sinirlerinin şiştiğini ve bazılarının gözlerinde retina kanaması ve diğer yapısal değişiklikler yaşadığını belgeledi. Kafa içi basıncın neden olabileceği öngörülse de kesin kanıtlar sunulmadı. Bazı araştırmalara göre bu basıncın aslında mikro yerçekiminde arttığıyla ilgili kanıtlar var. Uzay yolculuklarında sonra yapılan MR’da, beyin şişmesi ve beyni ve omuriliği çevreleyen beyin omurilik sıvısının hacminin artması gözlemlendi.

Uzayın etkileri üzerinde yapılan incelemelerde, araştırmacı Richard Simpson “Kanser, radyasyona maruz kalma nedeniyle çok uzun süreli uzay uçuşu görevleri sırasında astronotlar için büyük bir risktir.” dedi. Enfeksiyonla birlikte oluşan çoğunlukla zona, mononükleoz veya uçuk gibi şeylere neden olan virüsler de, hayatlarının geri kalanında vücutta kalarak stresli zamanlarda ortaya çıkarak başka bir soruna neden olurlar.

Sadece kemiklerde değil, kaslarda da hızlı erimeler meydana gelmektedir. Yine egzersiz rutiniyle önlenmeye çalışılan bir konu olan kas erimesi, uzaydaki yer çekimsiz ortam sebebiyle astronotların kolayca hareket etmesiyle ortaya çıkar. Böylece, sadece dünyada değil, uzayda da sporun ne kadar önemli olduğunu öğrenmiş olduk.

Astronotların boyunun uzayda yüzde 3 uzadığı doğrudur ama bilindiği gibi bu hep böyle kalmaz. Dünyaya döndükten bir kaç ay sonra eski uzunluklarına geri dönerler. İnsan vücudu yer çekimi sayesinde vücuttaki sıvıyı alt ekstremitelerde biriktirir ve vücudun üst kısmında çok az sıvı bırakır. Uzay yolculukların ilk haftalarında yer çekimsiz ortam sebebiyle astronotlar şişkin bir kafaya ve zayıf bacaklara sahip olurlar. Uyum sağlayana kadar eski haline dönmezler. Sıvıların yeniden konumlandırılmasının kardiyak önyükü ve santral venöz basıncı (CVP) artıracağı ve bunun da kardiyak fonksiyon açısından etkileri olacağı tahmin edilmektedir.

İniş sonrası koordinasyon eksikliği de adapte olma sürecinde ve bazı hastalıklardan dolayı sorun teşkil etmektedir. Dünya’ya alışma süreçlerinde sürekli yere düşme ve bir şeyleri düşürme durumlarından dolayı birçok astronot yerçekimine uyum sağlamakta ciddi sıkıntılar yaşıyor.

Uzay

Araştırılan daha birçok etkisi olduğunu bildiğimiz uzay yolculuğu tesiri, özellikle Mars’a yolculuk yapma hayalinde bulunanlar için halen sorun teşkil etmektedir. Her uzay yolculuğu sırasında farklı etkilerin incelendiğini varsayarsak, uzayda yolculuk için halen çok fazla adım atmamız gerektiğini düşünüyorum. Kısa vadeli sonuçların oluşturduğu bu etkiler, kim bilir uzun yolculuklarda neler ortaya çıkaracaktır. Ama şu bir gerçek ki, insanoğlu her etkiye çözüm bulamasa da yolculukluklarını yapacaktır. Merak, her zaman en büyük zaafımız ve en önemli özelliğimiz olacaktır.

Houston, burası Apollo 11. Penceremde Dünya var.

Michael Collins

Kaynaklar: 1, 2, 3, 4

Editör: Cansu Köse