Siyah-beyaz ırkçılığının en yoğun yaşandığı zamanlar olan 1960’larda Rusya uzaya ilk aracını yollamıştı. Amerika, rakibi Rusya’ya yetişmeye çalışıyordu. Tüm medya uzay çalışmaları konusunda Amerika’nın malup olduğunu söylüyordu. Amerika bu söylemlerin hepsini 20 Şubat 1962’de bozdu. NASA, Friendship 7 ile dünya yörüngesine ilk ABD’li bir astronot olan John Gleen’i gönderdi. Friendship’in arkasında koskoca bir ekip vardı. Özellikle de 3 kadın vardı ki, hem cinsiyetlerinin hem de renklerinin getirdiği zorlukların üstesinden gelerek, bize istedikten sonra başaramayacağımız hiçbir şey olmadığını gösterdiler. Karşınızda, Katherine Goble Johnson, Dorothy Johnson Vaughn, Mary Winston Jackson..

Katherine Goble Johnson Kimdir?

Uzaya Eli Değen 3 Kadın 1

Katherine Johnson, NASA’nın bilgisayar kadını olarak adlandırdığı sayılara tutkulu bir matematik araştırmacısıdır. Bilgisayar kadını tabiri size biraz değişik gelebilir. Açıklamak gerekirse, bu yazıyı okuduğumuz telefonlarımızın, tabletlerimizin, atası olan bilgisayarlar bile daha ortada yokken, NASA’nın roketleriyle ilgili tüm hesaplamaları matematikçiler tarafından yapılmaktaydı. Bu matematikçilere de computer terimini kullanıyorlardı.

“Her şeyi saydım. Yoldaki basamakları, kiliseye çıkan basamakları, yıkadığım bulaşık ve gümüş eşyaları sayısını… Sayılabilecek her şeyi saydım.”

Çocukluğu ve Gençliği

1918’de ABD’nin West Virginia eyaletindeki White Sulphur Springs kasabasında dünyaya gelen Johnson’un, sayılara olan hayranlığı 10 yaşındayken başladı. Bu hayranlık onu daha ilkokuldayken, lise hayatına taşıdı. Babası Joshua, kızının sahip olduğu potansiyeli gördü ve kızının West Virginia Enstitüsü’nde eğitim alması için buraya taşındı. Johnson’un akademide gösterdiği başarı, babasının kararının doğru olduğunu kanıtladı. Katherine 14 yaşında liseden, 18 yaşında da üniversiteden mezun oldu.

Başarıları

Üniversiteden mezun olduktan sonra Ulusal Havacılık Danışma Kurulu(NACA)’nda işe girdi. 2. Dünya Savaşı sırasında NACA, Afrika kökenli Amerikalı kadınları da bu computer işinde istihdam etmeye başladı. Bu kadınlar NACA’da rüzgar tüneli testlerinin sonuçlarını ölçüp hesaplama işlerini gerçekleştiriyorlardı.

2. Dünya Savaşı’ndan sonra uzay araştırmaları hız kazanmıştı. Bu araştırmalar Katherine’nın oldukça ilgisini çekiyordu. Sonunda kendi yeteneklerini gösterebileceği bir yer bulmuştu. 1953 yılında NASA’ya computer olarak işe girdi. Katherine uzaya giden ilk ABD’li astronot olan Alan Shepard’ın uzay mekiğinin yörüngesini bir bilgisayar gibi hesaplayarak yeteneklerini NASA’da göstermeye başlamıştı bile.

1962’de Friendship 7 uzay mekiğinin hesaplamaları o zamanın IBM bilgisayarları ile yapılmıştı. Fakat uçuş öncesi bazı tutarsızlıklar tespit edildi. John Gleen, iniş konumunun Katherine Johnson tarafından tekrar hesaplanmasını istedi. Katherine, konumu tekrar hesapladı. IBM ile aynı sonucu buldu, hem de bir kaç basamak daha fazla olacak şekilde daha hassas bir sonuç elde etti. John onun yeteneğine güvendi ve güveni boşa çıkmadı.

Johnson 1986’ya kadar NASA’da çalıştı ve matematik yeteneklerini elektronik bilgisayar becerileri ile birleştirdi. Johnson’ın hesaplamaları, ABD’nin uzay yolculuğu ile ilgili ilk adımları atarken, Apollo Uzay Gemisi’nin Ay’a iniş programının başarısında önemli rol oynadı.

26 Ağustos’ta 100. yaşını kutlayacak olan Katherine, bir çok fahri doktora ve ödüle sahip. Yaşına rağmen hala NASA’nın etkinliklerine katılmaya devam ediyor.

Dorothy Johnson Vaughan Kimdir?

Uzaya Eli Değen 3 Kadın 2

Dorothy, 20 Eylül 1910’da Kansas City, Missouri’de doğdu. Yedi yaşındayken, ebeveynleri Leonard ve Anne Johnson, aileyi Batı Virginia’daki Morgantown’a taşıdı. Dorothy, 1925’te Beechurst Lisesi’nden mezun oldu ve dört yıl sonra, Ohio’daki Wilberforce Üniversitesi’nden bir Fen Bilimleri Lisans derecesi aldı. 1932’de Howard Vaughan ile evlendi.

Başarıları

Dorothy, on bir yıl boyunca Virginia’daki Farmville’deki Robert Russa Moton Lisesi’nde matematik öğretmenliği yaptı. 1943’te, Virginia’ya taşınan Vaughan, geçici bir iş olacağını düşündüğü NACA’da matematikçi olarak çalıştı. Başkan Franklin D. Roosevelt’in 8802 sayılı İcra Kararından bir yararlanıcı olan Vaughan, matematikçi ve bilim insanı olarak işe alınan ilk Afrikalı Amerikalılar grubu arasındaydı. Yürütme kararı, savunma sanayinde ırk, din ve etnik kökene dayalı ayrımcılık yapılmasını yasaklamıştır. Yasaklanmıştı fakat ayrımcılık kendini hissettiriyordu. Ayrı bina, ayrı tuvaletler, ayrı yemekhane.. Karşılama töreninde bile siyahiler ayrı duruyor ve onlarla hiçbir şekilde el sıkılmıyordu.

1958’de NASA’nın Batı Grubu Hesaplama bölümünde çalıştı. Burada çalıştığı sırada NASA, IBM bilgisayarlarını deniyordu. IBM’in işlerini elinden alacağını farkeden Dorothy, çocukları ile gittiği halk kütüphanesinden FORTRAN programlama kitabını aldı. Önce kendisi, sonra tüm ekip arkadaşlarına programlamayı öğretti. O ve ekibi hesaplamaları artık kendileri değil, yazdıkları delikli kartlarla IBM’e yaptırıyorlardı.

385 kiloluk bir uyduyu başlatmak için kullanılan, ülkenin en başarılı ve güvenilir lansman araçlarından biri olan SCOUT (Katı Kontrollü Orbital Yardımcı Test) Fırlatma Aracı Programı üzerinde çalıştıktan sonra 1971’de emekli oldu. Kariyerinin son on yılı boyunca, Vaughan, astronot John Glenn’in yörüngeye girmesiyle birlikte NASA matematikçileri Katherine G. Johnsonve Mary Jackson ile yakın bir şekilde çalıştı ve bu da Amerika’nın uzay programına güven getirdi. Vaughan, 10 Kasım 2008’de öldü.

MaryWinston Jackson Kimdir?

Uzaya Eli Değen 3 Kadın 3

Mary, Katherine ve Dorothy ile aynı ekipte çalışıyordu. Fakat onu diğerlerinden farklı yapan bir özelliği vardı. Hayallerine ulaşmak için gösteriği sabır ve azim. Kendisi Amerika’nın ilk kadın ve siyahi havacılık mühendisidir.

Mary Winston Jackson, 9 Nisan 1921’de, Ella ve Frank Winston’un kızı Hampton, Virginia’da doğdu. Hampton’ın tamamen siyah okullarına devam etti ve 1937’de George P. Phenix Eğitim Okulu’ndan yüksek onur derecesiyle mezun oldu.
Beş yıl sonra, Hampton Enstitüsü’nden matematik ve fizik bilimlerinde çift lisans derecesi aldı.

Üniversiteden sonra, Mary Jackson öğretmenlik, muhasebecilik ve resepsiyonistlik gibi çeşitli işlerde çalıştı. Daha sonra 1951’de, NACA’da West Computers bölümünde bir araştırma matematikçisi olarak çalışmaya başladı. 1953’te Sıkıştırılabilirlik Araştırma Bölümüne geçti.

Karl Zielinski ve Mary

Başkan Franklin savunma sanayinde ayrımcılığı kaldırmış olsa da sosyal hayatta bu ayrımcılık devam ediyordu. Her şey siyah ve beyaz diye ayrılıyordu. Bu Mary için işleri olduça zorlaştırıyordu. İstifa etmeyi düşünüyordu; ta ki Karl Zielinski ile tanışana kadar. Mercury 7 prototip testlerinde birlikte çalışırken Karl, ondaki yeteneği keşfetti. Mühendislik Eğitim Programı’na katılmasına teşvik etti. Fakat bir sorun vardı. Mühendislik Programı için belirli dersleri almamıştı. O dersler beyazların okuduğu okullarda veriliyordu. Mary pes etmedi, dava açtı ve bu hakkı kazandı. O dersleri alarak programa katıldı ve ilk siyahi kadın havacılık mühendisi oldu.

Mühendisliği boyunca rüzgar tünelleri üzerinde çalışmalar yapan Mary, 1978 yılına gelindiğinde, insan kaynakları yöneticisi olmak için pozisyonları değiştirdi. Eşit Fırsat Programları Ofisinde Federal Kadın Programı Müdürü ve Olumlu Eylem Programı Yöneticisi olarak görev yaptı. O tarihten 1985’te emekli oluncaya kadar, diğer kadın ve azınlıkların kariyerlerini ilerletmelerine yardımcı oldular, onların eğitim şanslarını arttırmak için ders çalışmaya ve almalarını konusunda teşviklerde bulundu.

Kariyeri boyunca Mary Jackson, Amerika Kız İzcileri de dahil olmak üzere birçok kuruluşun kurul ve komitelerinde görev aldı ve liderlik ve hizmet için sayısız hayır kurumu tarafından onurlandırıldı. Virginia, Hampton’daki Riverside Convalescent Home’da 11 Şubat 2005’te 83 yaşında öldü.

Cinsiyetlerin ve renklerinin getirdiği zorluklar dışında özel hayatlarından da ödün veren bu 3 kadın tarih kitaplarına geçecek olayların en önemli kısımlarında yer aldılar. Onlar kendilerine inandılar ve etrafındaki insanların da inanmasını sağladılar. Kadın, erkek, siyah beyaz olmadan, sen ben değil biz şeklinde hareket edilmesi gerektiğini herkese gösterdiler.

Bu 3 kadınla nasıl tanıştım derseniz, onlarla Hidden Figure(Gizli Sayılar) filmi sayesinde tanıştım. Dönemin şartlarında var olan ırkçılığın yanı sıra kadınların mühendislik ve bilim alanlarında yaşadıkları zorlukları ele alan 2 saat 7 dakikalık bu biyografik filmin nasıl akıp geçtiğini anlamayacaksınız bile.

Hayallerinize koşarken, zorlandığınızı hissettiğinizde bu 3 kadını ve daha nice mühendis kadınlarımızı düşünmeyi unutmayın. İleride sizlerinde hikayelerini dinlemek dileğiyle. 🙂