Fransız mutfağının meşhur lezzeti kruvasanı hepiniz biliyorsunuzdur. Ben en çok çikolatalı halini seviyorum 🙂 Peki aslında bu yumuşacık lezzetin oluşmasında Osmanlının katkısı olduğunu biliyor muydunuz?

İkinci Viyana Kuşatması

Viyanalı Fırıncıdan Çıkan Kruvasanın Osmanlı Hikayesi 1

II. Viyana Kuşatması‘nı birçoğunuz tarih derslerinde dinlemişsinizdir ya da okumuşsunuzdur. 1683 yılında IV. Mehmet devrinde Osmanlı İmparatorluğu’nun Viyana’yı kuşatması ile gerçekleşen bu kuşatma, 17. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Arşidüklüğü arasında yapılan savaşların en uzunudur. Bu savaşın sonucunda Viyana bozgununun sorumluluğunu taşıyan Merzifonlu Kara Mustafa Paşa idam edildi. Padişah daha sonra düşünüp yapmış olduğu başarılı hizmetlerden dolayı Merzifonlu Kara Mustafa Paşa’nın başının kesilmesini geri almak istemiş ve ikinci bir emirle affedilmesini emretmiştir. Fakat ikinci emir ulaşana kadar görev verilen ulaklar paşayı idam etmişlerdi. Kesilip gömülen başının üzerine seng-i ibret (ibret taşı) ibaresi konuldu.

Osmanlının bu hezimeti Avrupa’da büyük sevinçle karşılandı. Artık Osmanlıların yenilmez olmadıklarını gören Avrupa, karşı hücuma kalkmaya başladı. Psikolojik savaş olarak da Osmanlı üzerinde büyük bir kayıp, Avrupalılarda ise büyük bir kazanç olarak değerlendirildi. Kruvasanın da bu kurtuluşu kutlamak için yapılan bir hamur işi olarak tarihe geçtiği söyleniyor.

Kruvasan Hikayesi

Kruvasan denildiğinde belki de yüz kişiden 95’inin aklına “Fransa” gelir. Fransızların kahvaltısında olmazsa olmazdır bu hamur işi, hatta çoğu zaman kahvenin yanında tek olandır. Peki kruvasanın ortaya çıkmasında Türk izleri olduğu söylense ne düşünürdünüz?

Kruvasanın geçmişiyle ilgili farklı rivayetler olsa da en bilinen ve birçok tarihçi tarafından da anlatılan hikayesine göre, kruvasanın kökeni “kipferl” isimli başka bir mayalı hamur işine dayanıyor. Bu hamur işinin ise 13. yüzyıldan itibaren Avusturya’da yapıldığı söyleniyor. Fransızca‘dan ithal bu kelimenin orijinali “croissant“. Fransızca‘da “büyümek” anlamına gelen “croître” fiilinden türeyen “croissant“, “büyüyen” anlamına geliyor: Tıpkı dolunaya doğru evrilen, git gide büyüyen “hilal” gibi.

Demin sizlere Viyana kuşatmasından üstünkörü bahsetmiştim, Osmanlı ordusu, 300.000 askerle Viyana’yı Kara Mustafa’nın önderliğinde kuşatmak için bir gece, herkes uykudayken şehrin surlarını tünel kazarak geçmeyi planlıyorlardı. Ancak herkes uykudayken, sabah kahvaltısına yetiştirmek için ekmek yapan fırınlar ve fırıncılar ayaktalardı. Şehrin dışındaki bu hareketliliği fark eden fırıncılar, şehrin muhafızlarına haber ettiler ve hazırlıksız yakalanan Osmanlı askerleri geri püskürtüldü.

Olayın anısını yaşatmak isteyen fırıncılar da kruvasana hilal şeklini vererek bir çeşit kutlama yaparlar. Hilal olması da o dönem “Hilal taktiği”yle savaşan ve bununla ün kazanan Osmanlı ordusundan gelmektedir. Dolayısıyla hala Viyana’da belli bir kuşağa ve politik görüşe sahip kişiler “Bir kruvasan yemek, bir Türk yemektir” demektedir.

kruvasan

Tabii ki kruvasanın tarihi bu şehir efsanesinden daha eskilere dayanıyor. Marcel Derrien’in Fransız Patiserisinin Büyük Tarihi (La Grande Histoire de la pâtisserie-confiseri française) kitabında da belirttiğine göre Asurlular bazı ünlü mamullerini, bazı ekmeklerini hilal şeklinde üretiyorlarmış. Perslerde ise ölüler, hilal şeklinde yiyeceklerle de gömülüyorlarmış.

Marcel Derrien’a göre 3. Napoleon’un eşi Eugenie de Montijo 2. İmparatorluğun simgesi olarak kruvasan şeklinde ekmekler yaptırıyormuş. Tabi o zamanlardaki kruvasanlar nasıl bir tada sahipti bilemiyoruz, şimdiki kruvasanlar milföyden yapılan çıtır çıtır bi hamur işi. Peki sizce kruvasanın asıl tarihi hangisi?

Kaynakça ve İleri Okuma: 1 , 2

Editör: Sena Bakı