Cinsiyetler ortaya nasıl çıkar? Kadınları kadın, erkekleri erkek yapan özellikleri neler belirler? Eminim birçoğunuz biyoloji dersinde x ve y kavramlarını duymuştur. X ve Y dediğimiz bu şeyler bizim cinsiyet kromozomlarımızdır. Bu kromozomlar, erkeklerde ve kadınlarda cinsel özellikleri belirleyen cinsiyet hormonlarının düzenlenmesini tetikleyen anahtarları içerir. Kadınlar XX, erkekler ise XY kromozomlarını taşırlar. Peki bu X ve Y ilk nasıl ortaya çıktı?

Eski Zamanlarda Cinsiyet Kavramı Nasıldı?

20. yüzyıla kadar bebeğin cinsiyetini belirleyen etkenin ne olduğuna dair birçok teori ortaya atılmıştır. Eski yunan filozofu Aristoteles, döllenme sırasındaki sıcaklığın çocuğun erkek olmasında etkili olduğunu düşünmüştür. Hatta erkek varis isteyen kişilere yazın sevişin diye tavsiye vermiştir. Çünkü eğer erkek yeterli tutku ve ateşi sağlayamazsa en azından havanın sıcaklığının bebeğin erkek olmasında etkili olacağını düşünmüştür.

O sırada bilim dünyasında ise: Gregor Mendel’in ölümünden sonra onun çalışmalarını yeniden keşfeden bilim insanları, nesiller arasında -cinsiyet tayini dahil olmak üzere- özelliklerin nasıl aktarıldığının mekanizmalarını araştırıyordu. 

İlk Amerikalı Biyolog ve Genetikçi Nettie Marie Stevens

X ve Y Kraliçesi: Nettie Marie Stevens

Nettie Marie Stevens, 7 Temmuz 1861’de Vermont Amerika’da dünyaya gelmiştir. 1905’de kromozom yapısı üzerinde yaptığı araştırmalarda X ve Y kromozomunu bilim dünyasına kazandıran kişi olan Nettie, farklı birçok üniversitede öğrenim görmüştür. Okul hayatını bir yandan öğretmenlik yaparak kazandığı birikimlerle tamamlamıştır. Eğitiminin yanı sıra farklı alanlarda da çalışmalar yapan Nettie Marie Stevens, 35 yaşından sonra ilk bilimsel çalışmalarını yapmaya başlamış, Bryn Mawr Üniversitesinde doktora eğitimini tamamlamıştır.

1906’da erkek böceklerin biri büyük kromozomlu diğeri küçük kromozomlu iki çeşit sperm ürettiğini keşfetmiştir.Un kurtlarıyla çalışan Nettie, büyük kromozomlu spermlerin yumurtayla döllendiğinde, dişi yavrular ürettiklerini, küçük kromozomlu spermlerin ise erkek yavrular ürettiklerini gözlemledi. Bu buluşu sayesinde cinsiyetin kalıtımsal olarak belirlendiği kanıtlanmış oldu.

Maalesef ki o dönemlerde kadın bilimcilere karşı alınan tavır Nettie’yi de etkiliyor. Nettie’nin bulduğu bu keşif hemen kabul edilmiyor. O zamanlar cinsiyetin anne ve\veya çevresel faktörler tarafından belirlendiğine inanılıyordu. O sırada, Edmund Wilson da benzer bir keşif yaptı. Bu keşifle beraber cinsiyet oluşumunun genetik temelinin bulunması dönemin önde gelen genetik bilimcilerinden olan Thomas Hunt Morgan’a atfediliyor, ders kitaplarına ve bilim tarihine o şekilde geçiyor. Hatta Morgan, Stevens’ı aşağılar tavırla Science dergisinde, Stevens’in deney boyunca gerçek bir bilim insanından çok bir teknisyen gibi davrandığını yazıyor.

College’dan Hoopes’a göre ilk genetik ders kitabının yazarı olan Morgan, alana olan katkılarının büyümesini istiyordu. Ders kitaplarının, var olan diğer kitapları kendilerine kaynak alma eğilimi olduğunu belirten Hoopes, bu sebeple de Stevens’in alanına olan katkılarının ihmal edildiğini söylüyor. Morgan’ın Stevens’a borçlu olduğunu düşünmesinin bir sebebi de, Morgan’ın o dönem teorileri hakkında yazıştığı birçok araştırmacıdan farklı olarak, Stevens’la olan yazışmalarında kendisinden deneylerinin detaylarını öğrenmek istemesi. Stevens’in ölümünün ardından Morgan Science dergisine Stevens’ın bilim üzerine geniş bir vizyonu olmadığını yazıyor; Hoopes bunu “Stevens’a vizyonunu hiç sormadı ki” diyerek açıklıyor. 

Bugün X ve Y kromozomu olarak bilinen kavramı literatüre kazandıran Nettie Marie Stevens, 35 yaşında başlayan bilim yaşamını 50 yaşına kadar devam ettirmiştir. Son dönemlerinde yaşadığı sağlık sorunları yanı sıra meme kanserine yakalandığını öğrenen bilim insanı, ağırlaşan hastalığı sonrasında 4 Mayıs 1912 tarihinde Baltimore – ABD’de hayatını kaybetti. Onun keşfi sonrasında devam eden çalışmalar ile genetik üzerine birçok araştırma yapılmakta ve önemli sonuçlar elde edilmektedir.

Kaynak ve İleri Okuma:

1 , 2