Hani hep başımıza gelir ya, hiçbir şey üretemeyiz, fikirler yok olur, sorunlara çözüm bulunamaz; ya da uzun periyotta fark ederiz ki eskiden sorunlara onlarca çözüm üretebilirken artık bir elin parmak sayısını geçemiyoruzdur. Peki, bunlar neden başımıza gelir? Kreativiteyi bir başka deyişle yaratıcılığı öldüren şeyler nelerdir? Nelerden uzak durmalıyız? Nelerle bağımızı kuvvetlendirmeliyiz? Hepsinin cevabı yazımda, keyifli okumalar.

Eğlenin!

İlk olarak yazımın sonunda kısaca değineceğim kitapta da geçen ve benim de en çok ihmal ettiğim, yaratıcılığı azaltan ya da tamamen götüren en büyük etmenlerden biri: Eğlenceden uzak kalmak. Bahsedeceğim kitapta fikir bulmanın ilk şartı “eğlenmek”tir; fakat nedense eğlence bize birçok şeyi engelleyip ana konuya odaklanmamızı zorlaştıracak gibi görünür. Halbuki yapılan araştırmalara ve gözlemlenen sonuçlara göre eğlenen ekipler veya kişilerin yaratıcılığı fark edilir derecede daha fazla oluyor. Böyle bir sonuç çıkmasının ana nedenleri, beynimizin ve dolayısıyla bizim bazen farklı şeylerle ilgilenmeye ihtiyacı olmasıdır. Hep aynı şeyleri yapmaya çalıştığımız ve kafa dağıtıcı şeylerden uzaklaştığımız zaman bir süre sonra olaylara, durumlara aynı şekilde bakmaya başlıyoruz. Yani artık ortaya yeni bir şeyler çıkarmak yerine aynı şeyleri tekrarlayıp duruyoruz. Tüm bunlardan ötürü benim de maalesef düştüğüm bu hataya düşmeyin ve abartmamak koşuluyla eğlencenin tadını çıkarın.

Stres

Kreativiteyi yok eden bir diğer etmen de stres! Biliyorum çok klasik, her şeye stres yaftası yapıştırmayı çok seviyoruz fakat ben bu defa biraz daha farklı bakmaya çalışacağım. Öyle stres yapmayın falan da demeyeceğim. Çünkü stresi biz belirlemiyoruz etrafımızdaki koşullar belirliyor.

Önümüzdeki vize haftası öncesi herkeste aynı şeyi görüyorum: Sınavdan ötürü ders çalışmak ve hiçbir şey yapmamak dışında hiçbir şey yapmayışımız. Tamam, ders çalışmayı anladık da hiçbir şey yapmamak da nedir? Biz öğrencilerin ders çalışma zorunluluğu olduğundan böyle zamanlarda ders dışında bir şey yaparsak vicdan azabıyla kalpten gidebiliriz. Ee, böyle bir şey de istemediğimizden ötürü genelde hiçbir şey yapamayız. Hatta durumu öyle bir hale getiririz ki kitap okuyanlarımız okumayı bile bırakır. Çoğu zamanda ders dışındaki zamanımız olacağı halde belki ders çalışırım umuduyla her şeyden elimizi ayağımızı çekeriz. Stres bizi yönetir, bizi köreltir. Tam burada ince bir çizgi vardır; eğer ki kendimizi bilip, kendimizi yönetebilirsek ders çalışmadığımız ya da çalışmamamız gereken zamanlarda diğer aktivitelere de zaman ayırabiliriz. İnanıyorum ki ve kendi hayatımdan da biliyorum ki bu dengeyi sağlayabildiğimiz zaman başarımız daha da fazla oluyor. Ayrıca vicdan azabı gibi bir şey de kalmıyor.

Bilgiden Kaçmak

Son olarak değinmek istediğim etmen ise bilgi edinmeyi bırakmak. Kreatif olmak isteyen insanlarda sürekli bir bilgi açlığı vardır. Çünkü bilgi en değerli hazinedir ve kreatif olmak için yeni bir şeyler ortaya çıkarmanın ilk gerekliliğidir. Ya da bir diğer gruptaki insanlarda kendini geliştirmek için bilgi edinir ve sadece belirli yerlerde kullanır. Bu iki tip grupta eninde sonun yaratıcılığa ihtiyaç duyar.

Bizlerin doğasında her şeyi kolaylaştırmak vardır ve bazen bu avantaj gibi görünse de dezavantaja dönüşebilir. Bazı zamanlar, var edindiğimiz bilgilerle bir şeyler üretmeye başlayınca nedense yeni bilgi edinmeyi bırakmak ya da azaltmak hatasına düşebiliyoruz. Bu durum öyle uzun süreli olmasa da dönem dönem karşımıza çıkmakta. Bu hataya düştüğümüzde beklenen sonuç gelir ve kısa bir süre sonra hiçbir şey üretememeye başlarız. Burada önemli olan bu hataya düşmeden yaratıcılığımız gitmeden bilgi edinme işine hız kesmeden devam edebilmektir.

Kitap Tavsiyesi

Şu an okuduğum ve bana bir arkadaşımın önerdiği “Fikir Nasıl Bulunur?” kitabını mutlaka okuyun. Yaratıcı düşünmenin temellerini sade ve yalın anlatımıyla aktaran kitabın size bir şeyler katacağını garanti edebilirim. Kitabın yazarı Jack Foster, yayın evi ise Medicat.

fikir bulmak

Aklıma ilk gelen ana nedenler bunlardı. Umarım keyifle okuduğun güzel bir yazı olmuştur, yorum bırakmayı unutma…