Çevremizi nasıl algılıyoruz? Fiziksel çevre insan davranışını ve zihinsel yapısını etkiler mi? İçinde yaşadığın şehir, ev ve mekân seni nasıl etkiliyor?

İnsanın içinde bulunduğu fiziksel alan sürekli değişim halindedir. İhtiyaçlar ve şartlar doğrultusunda yaşadığımız alan şekillenir. Aynı zamanda insan da bu değişim ve oluşumda etkileyen ve etkilenen olmak üzere mekânla çift taraflı ilişkide bulunur.

yaşadığın yer

Şehirler, sanayileşmenin getirdiği yenilikler ve tasarımlar ile sürekli genişliyor. Seri üretimle modern zamanda binalar çoğunlukla dış yalıtımlı, sade ve blok yapılara sahip. Art arda dizilen binalara baktığımızda birbirlerinin aynısı gibi görünüyorlar. Karakteristik bir yapıdan ziyade ihtiyaç karşıladığı düşünülen yapıların içinde yaşıyoruz. Aslında bu görünüm zihnimizin alışık olmadığı bir düzen. Üstelik mantar gibi bu yapılar her yerde karşımıza çıkıyor. Bu devirde sanayileşmiş şehir manzaralarının patlaması ile başa çıkmak zorundayız. Binaların tasarımları, yüzeyleri, cepheleri, kaplamaları, sokaklar, şehir düzenlemeleri insanların psikolojik durumunu etkiliyor. Mutlu ya da mutsuzsanız bu duygu durumunda yaşadığınız yerin de payı var. Nasıl mı?

Nasıl Etkileniyoruz?

Şehirleri insan hayatı için düşmanca bir yer ya da huzurlu bir mekân yapan şey nedir? 

Ellard dünyanın dört bir yanını kaplayan düz, gri, beton ve kutu şeklindeki binaları “düşük karmaşıklık” olarak adlandırıyor. Ellard’a göre sorun binaların çirkin olmasından ziyade tekdüze sadeliklerinden kaynaklanıyor. Tekdüze sadelik insan psikolojisini olumsuz etkiliyor. Cephe karmaşık ve ilginçse, insanları olumlu bir şekilde etkiler; basit ve monoton ise negatif. Bir nevi binaların tekdüzeliği canımızı sıkıyor ve bu can sıkıntısı da psikolojimiz için zararlı bir durum. Çünkü insanlar sıkıldıkları zaman kortizol yani stres hormonu salgılarlar. Kronik olarak yüksek seviyelerde kortizol insan sağlığını olumsuz yönde etkiler. Ellard henüz tüm bağlantıları ortaya koymamış olsa da kentsel yapının insan sağlığını etkilediğini söyleyebiliriz.

Yaşadığın Yer Seni Nasıl Etkiler? 1

Binaları biz şekillendiriyoruz ancak görünüşe göre onlar da bizi şekillendiriyor. Belki de size sorduğumuz zaman binaların üzerinizde çok da bir etkisi olmadığını söyleyebilirsiniz. Ancak deneyler bunun tam tersini söylüyor! Aslında yapılardan oldukça etkileniyoruz. İnsanın yaşamından kesitler barındırmayan ve sorunlarına cevap vermeyen şehir planlamaları kentlileri mutlu etmiyor. Kentsel planlamalar yapılırken, tasarımlarda çevrenin ve bölgenin değerlerinin ön planda tutulduğunu söyleyemeyiz. Hâlbuki kent kimliği, bir yere ait olma duygusuyla yakından ilişkilidir. Aidiyet duyulan mekânlar insanlar için anlamlıdır. Kevin Lynch kentin sanatsal bir tavırla oluşturulması ve insan amaçlarına hizmet etmesi gerektiğini söyler.

Yaşadığın Yer Seni Nasıl Etkiler? 2

Peki, insanda huzuru uyandıracak ve onu mutlu edecek bir kent inşa etmek mümkün mü?

Ruth Dalton, mimarların kent tasarımları için kuralları olduğunu ama çoğunun bunları göz ardı ettiğini söylüyor. Bir kent, inşa edilirken yalnızca mimar ve mühendislerin planlarından yola çıkılarak mı yapılmalı? Hayır. Sosyolog, psikolog ve nörobilimci de yaşanabilir kent planlarına dâhil olabilir. Bu sayede binaların içinde hissettiğimiz izolasyonun önüne geçilebilir. Hatta suç oranlarında doğru mimari kuralları ile azalma yaşanabilir. Toplum içindeki maddi imkânlar yani ekonomik şartlar arasındaki fark minimize edilebilir. Mimari sizin bireysel başarınızda olumlu etki bile oluşturabilir. Sosyal ilişkiler, kamusal alan tasarımları sayesinde iyileştirilebilir.

Şehrin ve site-apartman düzeninin komşuluk ilişkilerini yıprattığını öznel bir gözlemle söyleyebiliriz. İnsan sosyal bir varlıktır. Bunun dâhilinde günlük yaşamda kurduğumuz ilişkilerin sağlıklı olması da kamusal alanların düzenlenmesinde yatıyor. Hatta komşunuzla yan yana geçerken selam verip vermemenizde bile çevrenin rolü büyük. Çünkü geniş ve yeşil alanlar içinde yaşayan insanların birbirlerine karşı daha hoşgörülü oldukları tespit edilmiş.

Bu yapay dünyada kent; en iyi şeklini almalı, sanatsal bir tavırla oluşturulmalı ve insan amaçlarına hizmet etmelidir.

Kevın Lynch

Elbette yeşil alanları unutmamak lazım. Yeşil alana ulaşılabilirlik, stres atmak için oldukça önemli görünüyor. Mesela bir ormanı düşünün. Şehrin yan yana dizilmiş ve tekdüze yapısından ziyade ormanın karmaşık bir harmonisi var. Bu da aslında yazının başlarında bahsettiğim görsel karmaşıklığın pozitif etkisi ile örtüşüyor. Şu anki durumu düşündüğümüzde kent sakinleri yeşil alanlara ulaşmak için ekstra mesai harcamak durumundalar. Yeşil bir alana gitmek için yola çıkıyorsunuz diyelim. Kapınızı açtığınızda gördüğünüz ilk rengin gri olması muhtemel. Ayrıca arabanıza binmeli ve henüz imara açılmamış alanlara veya mesire alanlarına doğru sürmelisiniz. Sitelerin içinde yaşarken yeşil rengi de bizden gitgide uzaklaşıyor ve dekor olarak kalıyor.

Benim için en önemli konulardan biri ise okulların mimarisi. Bir binaya girdiğinizde kapısındaki yazıyı görmeseniz okul, hastane veya tımarhaneyi birbiriyle karıştırabilirsiniz. Enerjinin ve hayal gücünün yüksek olduğu bu küçük canlılar, beton yığını arasında acaba nasıl hissediyor ve nasıl etkileniyor? Aslına baktığımızda Foucault’un kapatma kurumları dediği bu binaların birbirlerine benzemesi çok da şaşırtıcı değil. Kapatma kurumlarına da bir sonraki yazılarımda değineceğim sevgili okur.

Okunabilir Kent

Yaşadığın Yer Seni Nasıl Etkiler? 3

Şehrin bir diğer önemli hususu da okunabilirliği. Okunabilir kent ne demektir? Lynch’e göre kentsel mekânın kişinin zihninde kolayca düzene oturması okunabilir kent demektir. Lynch okunabilir kentleri; Venedik, Manhattan, San Francisco ve Boston olarak sıralıyor. Peki hangi kriterler bir kentin okunabilirliğini arttırır? Yollar, kenarlar, bölgeler, düğüm noktaları kentin okunabilirliği ile yakından ilişkilidir. Bir şehrin size karmaşık gelmesi, şehrin psikolojik haritasını oluşturamamanızdan kaynaklanıyor. Şehrin içinde kendinize yön bulabilmek için temel aldığınız noktalar vardır. Örneğin; tam ortasında heykel bulunan bir kavşak ya da bir sokakta cephesine kocaman aslan figürü oyulmuş bir bina. Sokakların ve caddelerin birbirleriyle olan bağlantısını anlamanız çok önemli. Bu sayede kaybolmuş hissinin üzerinizde oluşturacağı stresten kurtulabilirsiniz. Kentin okunabilirliğini azaldıkça içinde yaşayan insanların konforu da azalıyor.

Mutlu Kent

Yaşadığın Yer Seni Nasıl Etkiler? 4

Kentsel dönüşümler olumlu sonuç elde etmek için yapılıyor ama kentin ruhunu ve harmonisini yok ediyor. Hâlbuki kentsel dönüşümün doğru mimari hamleleri ile mutlu kentleri oluşturması hiç de imkânsız değil. Doğasına göre yaşamak her canlının hakkıdır. İnsan doğası da bunu gerektiriyorsa bu konuda girişimler yapılması ve akıllıca davranılması gerekiyor. Tabii öncelikle kentte yaşayan insanın duygu durumunu gözden geçirmesi lazım. Yaşadığım yerden mutlu muyum? Nasıl bir yerde yaşamak isterdim? Kendimize sorular sormalı ve kendimizi çözümlemeliyiz. Aldığımız sonuca göre de ne istediğimizi belirtmeli ve insanları harekete geçirmeliyiz.

Yaşadığın Yer Seni Nasıl Etkiler? 5

Sizinle olmak güzeldi. Yazıma katkıda bulunmak isterseniz yorum bırakabilir ya da bana ulaşabilirsiniz. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere.

Kaynakça: 1, 2

Editör: Sena Bakı