“Bazı şeyler gerçektir”. Hatta bunu daha da ileriye götürürsek “Bazı şeyler biraz gerçektir.” de diyebiliriz. En uç noktaya götürürsek “Bazı şeyler ise daha gerçektir.” diyebiliriz. Peki nasıl? Gerçek dediğimiz şey, kesin ve doğru olan “tek” şey ise az önce bahsettiğim üç cümle ayrı ayrı kavramları tanımlıyor bu da demek oluyor ki “gerçek” tek değildir. Ya da sürrealizm, gerçeğin kendisinden çok; onun arkasındaki olayları ve mesajları analiz etmeye çalışıyor.

Evet, dediğim gibi sürrealizm; beynin ilk gördüğü, duyduğu ve anladığı şeyi önemsemeyip; beynin odaklandığında ortaya çıkardığı mesaj ile ilgilenir. Yani bir nevi, herkesin görmediğini görme veya herkesin gördüğünü farklı görme olayıdır. Şimdi sürrealizm ne zaman ve nerede ortaya çıkmıştır bakalım. Gerçeküstücülük anlamına gelen sürrealizm, Fransa’da ortaya çıkmış ve akımın ortaya çıkmasındaki en büyük etken ise “dadaizm” akımıdır.

Gerçeküstücülüğün kurucusu olarak kabul edilen André Breton, 1924 yılında gerçeküstücülük akımının ilkelerini ”Sürrealizm Manifesto” adı altında hazırlayarak insanlığa sunmuştur. Bu akımın savunucularına göre bilinçaltı; toplum, ahlak, din ve yasa gibi zorunluluk ögeleri ile oluşur. Bilinçaltını oluşturan etkiler ise çeşitli durumlarda ortaya çıkar. Rüyalar ise sürrealistlere göre tamamen bilinçaltından meydana gelmektedir.

Freud’un psikanaliz fikirlerinden etkilenen gerçeküstücüler, bilinçaltını ortaya çıkarmak gibi bir amaç edinmişler. Freud, rüyaların didiklenmesi ile özellikle cinsel rüyaların çokluğunu toplumun bastırılmış hislerine, yasaların varlığına ve dinlerin bu konudaki tavırlarına bağlamaktadır. Sürrealistler de bu gibi rüyaların büyük bir gösterge olduğu psikanaliz düşüncesinde hipnotizma, büyük bir ortaya çıkarış yöntemidir. Sürrealistler de bu yöntemi belirleyerek ortaya çıkan verileri müziğe, resime, edebiyata yani kısacası sanata aktarmışlardır.

sürrealizm
André Breton, Sürrealizmin Kurucusu

1920’de “Sürrealizmin Manifestosu”nu yayımlayan şair ve yazar André Breton, bu akımı şöyle nitelendiriyor: “Bana kalırsa en kuvvetli sürrealist imaj, resim, görünüş, olay vs. en ileri aykırılık, karşıtlık derecesine yükselmiş olanıdır. Sürrealist eser aykırılıklarla, zıtlıklarla, gerçekle her türlü bağı kesmiş, yitirmiş olarak kendini gösterir. Sürrealizm, hayal dünyasının tercümesidir, o hayal dünyanın içindeki gerçekçi elemanlar soyut, soyut elemanlar da gerçek olabilir. Sürrealizmde gerçeğin normal açısı büsbütün kapanmıştır.”

Sürrealizm ve dadaizm

Sürrealizmden bahsediyorken dadaizmi anmasak olmaz. Çünkü gerçeküstücülüğün temeli en başta da dediğimiz gibi dadaizme dayanıyor. Dadaizm, edebiyat ve güzel sanatlar alanında; 1916’da ve I. Dünya Savaşı’nın bitimine yakın ortaya çıkmıştır. Hedefleri, o zamana kadar gelişen ve yerleşen tüm sanat ve edebiyat tabularını yıkmak idi. Bütün sanat ve toplum şekillerini kökten yıkmak isteyen dadaistler 1917’de “Dada” adlı dergiyi çıkarmışlardır. O dönemin dadaist sanatçıları dergide toplansa da çok fazla ileriye gidememişlerdir. Çünkü dadaistler “Hayatta anlam yoksa sanatta da olmamalı.” görüşü ile sadece edebiyata ağırlık vermişlerdir.

André Breton bu ayrıştırmayı bir süre sonra reddetmiş ve manifestoyu yayınlamıştır. Böylece dadaizmin daha geniş çaplı ve modernize edilmiş hali olan “sürrealizm” hem edebiyatta hem resimde hem de müzikte kendini göstermeye başlamıştır. Dadaistler her şeye kuşkuyla bakmışlardır. Çevrelerindeki nesnelerin varlığına, doğruluğuna inanmamışlar, aklın ise değersiz olduğunu savunmuşlardır.

Peki bu gerçeküstücülük mesajı sanatta nasıl bir yere sahip? Ressamlar “Hiçbir şeye benzemeyen” tablolarına aslında beynin ilk gördüğünü anlaması için değil, bilinçaltındaki hisleri uyandırması için objeler koyar. Siz anlamasanız da bilinçaltınız resimde verilmek istenen mesajı otomatikman algılar. Müzikte ise şarkılar için çekilen müzik videolarında birçok sürrealist mesaj teknikleri kullanılır. Aslında bu hem bilinçaltına daha iyi hükmetmek hem kendi düşüncelerini mesajlar yoluyla bilinçaltımıza zorla dayatmak hem de videoları daha esrarengiz yapmak istemelerindendir.

Kaynakça :

  • 2. Çetişli, İsmail, Batı Edebiyatında Edebi Akımlar, Akçağ Yayınları, 2011