Zaman, biriktirilememesi açısından herkes için yegâne bir kaynak. Biriktirilemez, saklanamaz. Kişinin doğumuyla başlayıp öleceği vakte kadar zamanı vardır. Şimdiki zaman diye tabir edilen şey de tüm insanlara eşit miktarda dağıtılmıştır. Fakat, bazı durumlarda zaman algısı değişir, zamanın akışının değiştiğini hissederiz.

Herkes aslında aynı miktarda zamana eşit olsa da zamanın kalitesi, kişinin bazı özelliklerine bağlı olarak farklı algılanır. Örneğin; çok sıkıldığımızda ya da stresli olduğumuz bir durumdayken zaman bir türlü geçmez bilmez. Sıkıcı bulduğumuz ortamlar ya da sınav anları olduğundan çok daha uzunmuş gibi algılanır. Bunun tam tersi olarak, mutlu olduğumuz ve gelmesi için hemen sabırsızlandığımız anlar geldiğinde çok çabuk yaşanıp biterler. Örneğin; tatilin gelmesini beklerken kendimizi tatilin bittiği günde buluruz birden. Aynı şekilde, çok mutlu şeyler yaşadığımız bir gün, sıradan günlerle kıyaslandığında çabucak bitmiş olur.

Zaman
Zaman algısı

Çocukluk ve küçüklük zamanlarında zaman çok yavaş geçer. Örneğin; ilkokuldayken vaktin hiç geçmediğini düşünürdüm. Fakat lise, bana göre göz açıp kapayıncaya kadar geçip gitmişti. Yaş aldıkça zamanın daha hızlı akıyor olduğunu düşünürüz. 30’lu 40’lı yaşlardaki insanlar için zaman çok çabuk geçer. Onların bir günü bile daha genç yaştaki insanların vaktinden çok daha hızlı şekilde geçer. Peki, neden farklı yaşlarda zamanı farklı algılıyoruz?

Yaş ve Zaman Algısı

Zaman algısı, ortalama 1,5 yaşında oluşmaya başlar. 2 yaşındaki bir birey, önce ve sonra kavramlarının farkına varabilir.

Zaman algısı, o ana kadar hayatta olduğumuz süreyle kıyaslanarak oluşur. Örneğin; 5 yaşındaki bir çocuk için 1 yıl, onun hayatının 5’te 1’ine tekabül eder ve bu, çocuğun ömrü için büyük bir zamanı ifade eder. Bu yüzden daha önemlidir. 30 yaşındaki bir insan için ise 1 yıl, çocuğun yaşamına nazaran büyük bir alanı kaplamaz. 1 yılın geçmesi, onun için sıradandır.

Bir başka sebep ise, çocuğun sahip olduğu tecrübe ve bilgilerin yetişkinlere oranla oldukça az olmasıdır. Bir çocuk için bir gün bile çok uzun ve önemlidir çünkü o gün içerisinde yeni bilgiler öğrenecek, yeni şeyler deneyimleyecektir. Yetişkin bir insan için ise büyük ihtimalle bir gün, sıradan bir zaman dilimini belirtecektir.

Bir araştırmada, 50’li ve daha büyük yaşlardaki insanlara hayatlarının ortasını olarak gördükleri yaş sorulmuş. İnsanlar çoğunlukla, 18 yaşlarını hayatlarının ortası olarak nitelendirmişlerdir. Yaşlı insanlar, hayatlarının ilk 18 yılını geriye kalan yaşam süreleriyle eşit olarak algılıyorlar. Matematiksel olarak tutarlı olmasa da hissedilen zaman açısından 18 yaş önemli bir yaş. Üstünden 50 yıl bile geçmiş olsa insanların zaman algısında bu yaşın önemi büyük.

Bir başka etken ise, zihinsel aktifliktir. Yaşlılık zamanları, zihinsel açıdan aktif olan insanlar için daha yavaş akar. Onlar, kendi zamanlarına “sahip” olabilirler ve onlar için zaman su gibi akıp geçmez.

Kaç yaşında olursak olalım, zamanımızı olabilecek en iyi şekilde; potansiyel ve yeteneklerinizi maksimuma çıkarabilecek şekilde değerlendirmek çok şey katacaktır.

Kaynakça: