Merhaba Kreatifbiri okuyucuları. Bir önceki hafta 2040 yılına dek radikal değişimlerde bulunmazsak sıfır günümüzü kendimiz hazırlayacağımızı, suyumuza sahip çıkmamız gerektiğini paylaşmıştım sizlerle. Her hafta bir felaket haberi ile gelmek değil niyetim ancak kişisel verilerimizin korunması hususunda daha dikkatli olmaya davet ediyorum sizleri. Bir bilgimizi paylaşırken bize sunulan “kişisel verilerin korunması kanunu gereğince” o uzun yazıyı niye okumamız gerektiğini çarpıcı örneklerle anlatmakla başlayalım.

Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.” Ancak verilerimiz bizim rızamız dışında toplanıyor ve ekonomik, sosyal, siyasi amaçlarla kullanılıyor olabilir mi?

Birçoğumuz; bize yöneltilen YouTube, Facebook reklamlarının şaşırtıcı derece tam aradığımız unsurlardan oluştuğunu görünce telefonumuzun dinlendiğini düşünmüşüzdür. Bize sunulan reklamların ve algımızı değiştirici faaliyetlerin sosyal akışımıza düşmesini sağlayan şey aslında verilerimizin ele geçiriliyor olması. Buna, bir algoritma sayesinde ulaşılıyor ve bu bilgiler, “Big Data” denilen yani büyük verinin elde edilmesi ile harekete geçiriliyor. Bireysel olarak da her birimiz için ayrı ayrı oluşturulan içeriklere maruz kalıyoruz. Temelde bizim verilerimizi değil, bağlantılı olduğumuz kişilerin de verilerini topluyor, saklıyor ve aktarıyor. Tabii ki bunu sosyal medya kanalları üzerinden çok daha aktif bir şekilde yapabiliyorlar.

Piyasa Devleri: Teknoloji Şirketleri

Google, Facebook, YouTube, Amazon, Tesla. Bu şirketleri kar ettiren şey, verilere ulaşabiliyor olmaları. Doğru kanallardan ulaşabildikleri veriler ile doğru yatırım yapabiliyor olmaları. ‘Verilerimiz bizi farklı yapıyor‘ çünkü başkaları bunu yapamıyor. Facebook, 30 milyon kişinin verilerine ulaşıp Amerika seçimlerine hiç de demokratik olmayan şekillerde yön verebiliyor, İngiltere’de Brexit için süreci yönlendirebiliyor, Hindistan’daki ulusal seçimlerin kararlarını etkileyebiliyor.

Tüm bunlar sosyal medya hesaplarımızın sadece “sosyal içerikler” paylaşmak kadar masum olmadığını gösteriyor. Davranışlarımıza yön verecek kadar algımızı ele geçirebilen çok değerli bir kaynak verilerimiz. Davranışlarımıza yön verecek diyoruz çünkü siyasi gidişatı değiştirebilen apolitik bir tutum sergilememize sebep olan psikolojik birtakım yaptırımlar yayabiliyor ve bu konuda oldukça hızlı. Örneğin; Hindistan ulusal seçimlerinde 18-35 yaş arası oyların bir çoğu boştu. Bunun sebebi, gençleri doğru kanalize etmek ve onları belli bir algı etrafında birleştirmekti ve ikna oldular. Pek çok genç, ‘Do So!’ \ Böyle Yap eylemlerine katıldı.

Yeni Altın: Verilerimiz 1
21.05.2010 Hindistan Ulusal Seçimleri için kullanılan sembol

Cambridge Analytica & Facebook

Ocak ayının sonunda resmi olarak AB’den ayrılan İngiltere için Brexit sürecini hızlandıran ve bunu istedikleri gibi yönlendiren verilerdi. D. Trump’ın ve pek çok ülkede istenilen liderin kazanmasında etkisi olan verilerdi. Ancak bilmeyenler için Facebook ve Cambridge Analytica işbirliği aslında tüm bunlara ve daha pek çoğuna ortam hazırladı. Bu hikayede masum bir siyasi anketten çok, kötü amaçlı kullanılan veriler ve yönlendirilen oylar mevcut.

Kafası karışık seçmeni tespit edip “ikna edilebilir” olanları reklam yağmuruna tutmak, liderlerin arasında demokratik söylemlerin aksine siyasi etiğe uymayan davranışların oluşturulması ve tüm bunların bir gazetenin gizli kamera çekimi neticesinde kamuoyuna duyurulması bir çok ihlalin ve suistimalin varlığını gösteriyor.

Facebook, tarihinde yaşadığı krizler ile, her seferinde yaşattığı ihlaller ile “özür dileyip” önlem alacağını belirtse de Whatsapp’ı da satın alarak aslında bizlere bir adım daha yaklaştı. Ve bizler için sadece verilerimizin güvenliği konusunda endişe etmek kaldı. Burada yapmamız gereken; reklam engelleyiciler kullanmak, tüm hesaplarınızın “gizlilik” ayarlarını iyice kontrol etmek. Bunlar haricinde yapılabilecek bir şey görünmüyor. Çünkü bizler tüm sosyal medya araçlarından uzak dursak bile -ki bu mümkün değil- çekilen fotoğraflarımız ile, arkadaşlarımız ile yine bir gölge hesabın figüranı olabiliriz.

verilerimiz

Öneriler

Teknososyolog Zeynep Tüfekçi’nin konuya ilişkin Ted Talks’ta yayınlanan konuşmasını dinlemenizi öneririm. Farklı bir açıdan detaylandırılarak anlatılan Netflix belgeseli The Great Hack ise Facebook ve Cambridge Analytica’yı ve büyük resmi anlayabilmek için oldukça ilgi çekici bir yapım.

Her gün sosyal medyayla bir şekilde temas eden bizler için bir felaket ve endişe kaynağı olsa da bu yazımda bahsettiğim bilgiler; verilerimizin paylaşılma durumunu öğrenmek, verilerimizi koruma altına almak ve bilgilerimiz kullanılıyorsa da ne amaçla ve nerede kullanılabileceği üzerine tavsiyelerimi sizlerle paylaştım. Yapabileceklerimiz sınırlı olsa da araştırmaya, öğrenmeye devam ettiğimiz güzel günlerimiz olsun.

Kaynakça : 1, 2, 3