Medusa, Yunan mitolojisinde yer altı dünyasının 3 Gorgonundan biridir. “Gorgon” Antik Yunan’da “berbat” veya ”kötü şey” anlamında kullanılır. Bu kelimeyle ortaya çıkan “Gorgonlar”, Yunan mitolojisinde efsaneleşen kadın canavarlardır ve 3 kardeştirler. Bunlar: Medusa, Stheno ve Euryale’dir. Aslında bunlar öz kardeş değillerdir fakat evrende sadece bu 3 Gorgon bulunduğu için Zeus bunları kardeş ilan etmiştir.

3 kardeşten sadece yılan saçlı Medusa ölümlüdür ve gözlerine bakan kişiyi taşa çevirme gibi bir özelliği olduğu rivayet edilir. Aslında ne kadar bir Yunan tanrısı olsan da dramalar hayatını zindana çevirebiliyor. Hadi biraz Medusa’nın hüzünlü hikâyesine göz atalım.

-Medusa-tasviri-

Evrenin, tanrılar tarafından bölüşüldüğü zamanlarda Medusa adında güzelliğiyle herkesi kıskandıran, aynı zamanda bütün tanrıları kendisine aşık eden bir kız yaşıyormuş. Medusa o kadar güzel bir kızmış ki yeryüzünde güzelliğiyle ona rakip olabilecek başka bir kadın bulmak mümkün değilmiş.

Güzeller güzeli Medusa kendisini tanrılara adamış ve iki kız kardeşi ile birlikte baş tanrı olan Zeus’un en sevdiği kızı zekâ tanrıçası Athena’ya ait bir tapınakta yaşarmış. Phorkus ve Keto’nun kızları olan bu üç kız kardeşten Medusa’nın haricinde diğer ikisi ölümsüzmüş. Kendi tapınağında yaşayan bu güzel kızı gören Athena da kızın güzelliğinden etkilenirmiş fakat kendisini daha güzel ve çok daha zeki bulduğu için de pek fazla önemsemezmiş. Athena, baş tanrı Zeus’un kardeşi olan denizlerin efendisi Poseidon ile birlikte yaşamaktaymış.

Medusa’nın Ölümü

Güçlü ve ölümsüz büyük tanrı Poseidon da karısı Athena’nın tapınağında yaşayan bu güzel kızın farkındaymış ama tanrılar katında bir ölümlüye âşık olduğundan küçümsenmekten korkup Medusa’ya olan ilgisini gizliyormuş.

Bir gün Athena her şeyi bilen baş tanrı Zeus’un izniyle Poseidon’un, Medusa’ya karşı ilgisini öğrenmiş. Sonradan Poseidon bunu şiddetle reddetmiş ve tanrıça Athena’ya yeryüzü ve gökyüzünde ondan daha güzel ve alımlı hiçbir canlının olmadığı üzerine yeminler etmiş. Athena da Poseidon’un bu söylediklerine inanarak olayı çok fazla büyütmemiş. Poseidon Athena’ya öyle demiş demesine ancak yine de aklından Medusa’yı bir türlü çıkaramıyormuş.

Medusa tutkusu yüzünden Poseidon, zamanla aklını kaçıracak gibi oluyormuş. Sonunda denizlerin büyük tanrısı bu tutkusuna yenik düşmüş ve bir gün gizlice girdiği Athena’nın tapınağında Medusa ile birlikte olmuş. Dünyalar güzeli Medusa harap bir halde tapınakta kalmaya devam ediyormuş ama bu olayı Athena’nın duyması da fazla zaman almamış.

Athena, Poseidon’un yaptığı karşısında kendisini aşağılanmış hissetmiş ve bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş. Öyle hiddetlenmiş ki Medusa’yı çok acı bir şekilde cezalandırmaya karar vermiş ve kendi kendine demiş ki: “Öyle birden öldürmeyeceğim onu ve kardeşlerini, onlara da önce büyük acılar çektirmeliyim.Tıpkı benim çektiğim gibi!” demiş.

Athena büyük bir sinirle Medusa ve kız kardeşlerini birer ifrite çevirivermiş. Dünyalar güzeli Medusa ve kız kardeşlerinin artık yüzleri o kadar çirkinmiş ki hiç kimse bakmaya tahammül dahi edemiyormuş. Medusa’nın saçının her teli bir yılana dönüşmüş. Bununla da yatışmayan Athena’nın siniri Medusa’ya yine de bakmaya çalışan herkesi o bakışların taşa çevirmesini sağlamış.

Biraz zaman geçtikten sonra hâlen siniri dinmeyen Athena, bu cezayla da yetinmemiş ve Medusa’yı öldürmek için Perseus’la -üvey kardeşi- iş birliği yaparak Medusa’nın kafasını kesmeye karar vermiş. Perseus üvey kız kardeşinin bu isteğini hemen yerine getireceğini belirtmiş. Athena üvey kardeşine Medusa’nın gözlerine asla bakmaması gerektiğini aksi hâlde taşa dönüşeceğini belirtmiş ve bunlardan korunması için ayna, kalkan ve orak şeklinde kutsanmış bir kılıç vermiş.

öngörülen-Medusa-büstü-1

Ancak Athena’nın bilmediği bir şey varmış. Medusa, Poseidon ile birlikte olduktan sonra hamile kalmış ve Perseus kılıcı ile Medusa’nın kafasını bedeninden ayırdığı anda Poseidon ve Medusa’nın çocukları Pegasus ve Chrsyar, Medusa’nın cansız bedeninden dışarı çıkmışlar.

Pegasus ve Chrsyar

Athena, denizler tanrısı Poseidon’un iki çocuğunu kendisine köle yapmaya karar vermiş. Kardeşlerden Chrsyar’ın iyi bir savaşçı olacağını düşünen Athena onu kendisine uygun görmüş, kanatlı beyaz bir at olarak doğan Pegasus’u da Korinthos şehrinin kralı Glaukos’un oğlu Bellerophone’e vermiş. Pegasus’u ona vermesinin nedeni de yakın zamanda Bellerophone’nin ağzından ateşler saçan, aslan başlı, keçi gövdeli ve yılan kuyruklu Khmimaira adında bir canavarla savaşacak olmasıymış. Böylece Athena, uzun zamandır bu canavarla savaşmak için yardım isteyen Bellerophone’a Pegasus’u vererek yardım çağrılarına da kayıtsız kalmadığını göstermiş olmuş.

Athena “Pegasus, Bellerophone için bu savaşta oldukça işe yarar, ne de olsa denizler tanrısı Poseidon’un oğlu.” diye düşünmüş. Bellerophone, Pegasus’u iyi bir savaşçı olarak eğitmiş ve aralarında güzel bir dostluk kurulmuş. Zamanı gelince Bellerophone kanatlı atı Pegasus ile birlikte Khimaira ile savaşmaya gitmiş.

Pegasus canavarın ağzından fışkırttığı alevlerin kendilerine ulaşamayacağı bir yüksekliğe çıkmış. Bellerophone da canavara havadan oklarıyla saldırmış. Kurşun ve demir karışımı oklarını canavara birbiri ardına fırlatmış fakat bu yaralamalar hiç de ölümcül değilmiş. En sonunda elinde tuttuğu, tanrıların onu kutsadığı mızrağını kaldırmış ve canavar Khimaira’nın en zayıf yerine yani çenesine saplamış. Canavar Khimaira’nın ağzından fışkırttığı alevler mızrağın kurşun ucunu hemen eritmiş böylece eritilen kurşun canavarın boğazından içine doğru akmış ve canavar orada ölmüş.

kanatlı-at-pegasus

Bellerophone canavarın cansız bedenine gururla bakmış. Yakın dostu büyük ve güçlü Pegasus’la birlikteyken yenemeyeceği hiçbir düşman olamayacağını düşünmüş. Bellerophone bu büyük zaferinin sarhoşluğu içinde kendinden geçmiş ve artık kendisini de bir tanrı olarak görmeye başlamış.

Yerinin tanrıların yaşadığı Olympos Dağı’nın zirvesi olduğunu düşünerek oraya doğru yola çıkmış. O sırada Olympos’taki tahtında olup biteni izleyen baş tanrı Zeus, Olympos’a doğru kanatlı atıyla gelen Bellerophone’u görünce çok sinirlenmiş. Hemen bir at sineğini göndererek Pegasus’u ısırmasını emretmiş. At sineği baş tanrıdan aldığı emirle birlikte hızla Bellerophone ve Pegasus’un yanına gitmiş, Pegasus’u ısırmış. At sineğinin ısırmasıyla canı çok yanan Pegasus gökyüzünün ortasında çırpınınca sırtındaki Bellerophone’u da yeryüzüne atmış.

Bellerophone tanrılara karşı işlediği bu büyük günahının cezasını ölene kadar insanların ondan iğreneceği şekilde çirkin, kör ve sakat olarak geçirmeye mahkûm olmuş. Pegasus ise yükselmeye devam etmiş ve sonunda Olympos’un tepesine varabilmiş. Zeus tepeye kadar gelebilen bu kanatlı beyaz atı çok sevmiş ve kendisinin silahlarını taşıyan bir hizmetkâr olarak yanında görevlendirmiş.

Medusa karakteri Antik Yunan ve Bizans dönemlerinde birçok alana ışık tutmuştur. Bizans’ta yapıların girişlerine veya en yüksek noktalarına Medusa kafası kabartmaları yapılmıştır. Aynı zamanda savunma alanında kılıç ve kalkanlara da kabartmalı şekilde Medusa kafası tasviri eklenmiştir. Buradaki amaç Medusa kafasının karşıdaki kişiyi taşa dönüştüreceğini böylelikle bir savaşçıya veya bir yapıya zarar gelmeyeceğini işaret etmektir.

Yerebatan-Sarnıcı-Medusa-Heykeli

En önemli Medusa kabartmalarının bulunduğu yerlerden 2 tanesi Türkiye’de olup kolayca gidip görebileceğiniz yerlerdedir. Bu yerlerden biri Didim Apollon Tapınağı bir diğeri ise İstanbul Sultanahmet’teki Yerebatan Sarnıcı’dır. Yerebatan Sarnıcı’nda bulunan kabartma ters olarak koyulmuştur ve hâlâ nereden getirildiğine dair kesin bulgulara ulaşılamamıştır.

Didim-Medusa-Heykeli

Kaynakça: 1