Kimine göre 21. yüzyıla en çok etkisi olan 3 dahiden biri; kimine göre bir kafir, kimine göre Tanrı’nın Elçisi, kimine göre ise tanrı katili ismiyle hitap edecek olacaksak eğer sebebi Friedrich Nietzche… Özellikle yazdığı “Böyle Buyurdu Zerdüşt”e verilen tepkiyle ve Adolf Hitler’e olan etkisiyle anılır. Ne gariptir ki bu iki konu hakkındaki yaygın görüşlerin ikisi de yanlıştır ve yanlış anlamadan ibarettir. Bugün bu yanlış anlamaları düzeltmek ve fikren çağımızı sarsan bu adamı size tanıtmak isterim.

Nietzche
FRIEDRICH NIETZCHE

Friedrich Nietzsche, bugünkü Almanya sınırları içindeki bir prenslikte (Saxonya’da) doğmuş bir Almandır. Tüm ailesi koyu Protestanlar olan Nietzche, babasını 5 yaşında kaybetti. Bu kayıp ve dini bakış açısı hayatında çok büyük etkilere sahip olacaktı. İyi bir öğrenci olan Nietzsche, Bonn Üniversitesi’nde teoloji ve klasik filozofi alanına yöneldi. Daha sonraki zamanlarda özellikle Arthur Schopenhauer’un görüşlerinden fazlasıyla etkilendi. Schopenhauer, felsefedeki belki de en karamsar kişidir; fikrine göre insanların acı çekmek ve hayatta kalmak dışında bir amacı yoktu. Bu karamsarlık daha o zamanlar bile Nietzsche’nin yazılarını etkilemişti. 25 yaşında Basel Üniversitesi’nde profesörlük makamına layık görüldü ve dalında gelmiş geçmiş en genç profesör oldu. Daha sonrasında çeşitli nedenlerden dolayı işinden istifa edip, trenle Avrupa’yı gezmeye başladı ve bugün ismiyle anılan bir ton kitabı yazdı.

zerdüşt
“Her kim ki canavarlarla savaşan, unutmamalıdır (görmelidir) canavara dönüşebileceğini. Boşluğa (hiçliğe) yeterince bakarsan, O da sana bakar”

Gelelim asıl meselelerimizden ilkine, Zerdüşt ne diyor? ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ benim taze okuduğum bir kitap ve şunu söyleyebilirim, eğer benim gibi dini metaforlar ve mitolojik işler hoşunuza gidiyorsa kesinlikle keyif alacağınız ufuk açıcı bir kitap. Ben kitaptaki görüşlerin büyük bir kısmına katılmıyorum ama katılmadığım bu cümleleri okumak bile bana yeni bir ufuk açtı. Konu olarak özetlemek gerekirse; Zerdüşt, yıllarca münzevi hayatı yaşayıp iç bilgiyi edinmiş ve bu bilgiyle insan ırkını hayvani tüm bağlarından koparıp übermansch (üst insan)’a dönüştürmeyi amaçlamış bir halk bilginidir ve bu yolda vaaz verir. Bu tabii ki konunun ambalajı. Gerçekte olan, Nietzsche’nin üstün insan olmak için gereken şeyleri anlattığı bir felsefe kitabı.

Tanrı

İnsanlar kitabın içinde belli noktalara gereğinden fazla takılıyorlar, özellikle de “Tanrı öldü” cümlesine. Nietzsche, bir tanrı tanımaz olarak; Tanrı ya yoktur ya da vardır ama varsa da ölmüştür demektedir. Bu konuda da gayet ciddidir. İnsanlar bu cümleyi duyunca kitabı bu konu hakkında sanıyor ama bu yanlış. Bu aslında insanların niye übermansch olması gerektiğini ve niye çoğunun olamayacağını anlatmak için ortaya sunulun bir argümandır. Söylediği şey, insanın fikirsel olarak yükselmesi için Tanrı’dan gelen bir vahiy beklememesini; yükselmek için, daha iyi olmak için gereken her şeyin doğada ve insanın içinde olduğu ve Zerdüşt gibi münzevi hayatı yaşayan bir insanın bu bilgiye elçi olabileceğini söyler. Tabi bu yükselmeye çok az insanın ulaşabileceğini var sayar, hatta çoğu zaman okura Zerdüşt’ün übermansch olup olmadığı sorusunu sordurtur. Devrim yaratan bir kitaptır çünkü öğütlediği şeyler o döneme göre hatta bugüne göre bile aşırı aykırıdır. Mesela merhametin insanlar için zararlı, iğrenç bir duygu olduğunu, merhametin belli şartlarla kısıtlanması gerektiğini söyler. Dahası toplumsal tüm tabuların ve kalıpların yok edilmesi gerektiğini söyler. Bunları tabii ki belli nedenlere ve etkilere dayandırıyor. Ama benim kitaptan ve “Tanrı öldü” lafından ne anladığımı sorarsanız fikrim şu: O kadar kusursuz yaşa ki Tanrı’nın varlığı seni korkutamasın ya da yüceltmesin. O kadar kusursuz yaşa ki kimsenin merhametine ihtiyacı olmasın. Nihilist eğilimleri ve anarşist görüşleri olan Nietzsche bunları daha sert belirtiyor ama benim bulduğum anlam bu.

Büst
Hitler ve Nietzsche büstü

Hitler ve Nietzsche

Nietzsche hakkında en çok konuşulan ikinci şey ise Adolf Hitler’e olan etkisi. Şüphesiz bunun en büyük sebebi iki görüşün de evrimsel varoluşçuluk ile bir bağlantısı olmasıdır. Evrimsel varoluşçuluk, basit bir şekilde sadece gelişen ve gelişecek olanın hayatta kalacağı gibi savları içinde bulunduran bir düşüncedir. Ama Nietzsche, gelişmeye çalışan ve gelişen her insanı bunun içine katarken; Adolf Hitler ise bunu Ari ırkına, üstün ırk Almanlara bağlamıştır. Peki görüşleri neden aynıymış gibi biliniyor? Bunun öncelikli sebebi, bence, Nazi Propaganda Bakanı Goebbels’in manipülasyonuydu. Çünkü Naziler görüşlerini insanlara bağnazca aktarmak istiyordu ve bu yüzden iddalarına somut kanıtlar arayışındaydılar. Bu sahte kanıtları bir araya getirmek için Nietzsche’nin felsefesini eğip bükerek kullandılar. Bu konuda onlara en çok yardım eden şüphesiz Nietzche’nin kız kardeşiydi. Çok büyük bir Adolf Hitler hayranıydı. Bu hayranlığı sebebiyle Nietzsche’nin el yazmalarından notlarına kadar her şeyi Nazilerle paylaşmış hatta Nietzsche’nin yarım kalan son kitabını Nazizim ile harmanlayıp kitabı basmaya bile kalkmıştır. Nietzsche’nin Ecce Homo (İşte İnsan) kitabının orjinali üstünde oynamalar yapmış ve Nietzsche’yi faşizmin fikir babasıymış gibi lanse etmiştir. Ne gariptir ki, aynı kitabın daha ilk sayfalarında Nietzsche, Alman ırkının tembel ve ahmak olduğunu söylemiş, yedikleri et ve içtikleri biranın onların aklını zayıflattığını iddia etmiştir. Yani kesinlikle bir Alman hayranı değildi. Dahası ırklara eşit gözle bakmasa, usun süreler boyunca Avrupa’yı gezer miydi? Bence hayır.

hitler
Hitler’i karşılayan Nietzche’nin kız kardeşi

Bu yazıyı yazmadan önce kafamda olan şey, Nietzsche’nin felsefesini anlatmaktı ama daha ilk paragrafta bunu doğru yapmanın imkansız olduğunu farkettim. O yüzden bu yazıyı daha çok Nietzsche’ye dair merak uyandırmak ve bir başlangıç noktası olarak hazırlamaya çalıştım. Eğer Nietzsche’yi okumadıysanız ve okumaya niyetliyseniz size tavsiyem, öncesinde birtakım şeyleri yaparak hazırlık yapmanız yönünde olacak. Mesela Modern Dünya’nın Dahileri belgeselinin Nietzsche’ye ait bölümünü izleyerek Nietzsche hakkında fikir edinmeniz. Daha sonrasında Kuran ve İncil gibi dini kitaplara ufak bir göz gezdirmeniz de sizin için çok iyi olacaktır, çünkü dinden çok etkilenmiş bir insan olarak dili neredeyse dini kitaplarınınkiyle aynı, belli ki dilini oluşturulan ve esinlendiği şey dini kitaplar. Ecce Homo’da o kadar belli olmasa da… ‘Böyle Buyurdu Zerdüşt’ neredeyse bir kıssaymış gibi hissettiriyor. Daha sonrasında Nietzche’yi okumaya başlayabilirsiniz. Her felsefe kitabında olduğu gibi, lütfen sabırlı olun. Bazen bir sayfayı okuduktan sonra saatlerce o sayfa hakkında düşünebilirsiniz, bu normal. Ayrıca çok keskin görüşler olduğu için illa desteklemediğiniz şeyler olacaktır ama unutmayın asıl erdem sevmediğin bir şeyi öğrenip araştırmaktır. Benim Nietzsche’ye yönelik fikirlerim bu yönde. Umarım yardımcı olmuşumdur, haftaya görüşmek üzere.